30.07.2009

Gıdalarda Etiket Sorunu ve Marketlerde Gülerek Dolaşan Uzmanlar

Değerli tüketiciler (yani hepimiz).

Ben bir tarım, gıda uzmanıyım. Paketli gıda ürünlerini satın alırken, etiketlerini incelerken bazen markette kendi kendime gülüyorum. Aslında ağlanacak bir durum olmasına rağmen o sırada belki ancak gülerek tepkimi belirtiyorum. Gelin size bu manasız görünen gülmelerimin sebebini anlatayım.

Önce teker teker ürünlere bakalım:

Bal:

Marketten bal alırken markasından ziyade üretim tarihi, dolum tarihi gibi bilgileri incelerim. Sonra da fiyatları karşılaştırırım.

Geçen gün sevindirici bir gelişme ile karşılaştım. Ballarda bu tarih ve izlenebilirliğe dair bilgiler gelişmişti. Şu an kavanozlu balların hepsinde:

  • Son tüketim tarihi
  • Dolum Tarihi
  • Üretim Yılı bilgileri, var.

Bu bilgilerin 2005/49 sayılı Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ nin 13. maddesinin c fıkrası gereği (Burada şöyle deniyor: "Etikette balın hasat yılı; üretim tarihi olarak, balın ambalajlandığı tarih; dolum tarihi olarak ifade edilecektir.") konulduğunu anladım.

Örneğin benim aldığım balın son tüketim tarihi 23.12.2010 imiş. Dolum tarihi 23.06.2009 ve üretim yılı 2008 imiş.

Yani bu bal 2008 yılının baharında açan çiçeklerden alınan nektarlar ile üretilmiş. Bal hasadı tahminen yaz mevsiminde yapılmış.

Yaklaşık 1 yıl boyunca nerede, ne koşulda saklandığını bilmediğimiz şekilde saklanmış ve bir bal kavanozlama ve satış firmasına verilmiş. Bu firma da 23.06.2009 tarihinde balı kavanozlamış. Bugün 30.07.2009 olduğuna göre ben de bu balı 1 ay içerisinde almışım.

O kadar da kötü değil. Tabi rafta 2006 yılı üretimi ballar da olduğunu da gördüm. Düşünün 3 yıldır tüketilmeden bekliyor ve birileri etikete bakmadan ya da baksa bile önemsemeden bunu tüketecek. Görünce üzülerek güldüm.

 

Süt:

Marketten günlük süt alıyorum. Biliyorsunuz bu süt 3 günden fazla dayanmayarak bozuluyor. Bazı marka ürünlerde üretim tarihi ve son kullanma tarihi yazıyorken bazılarında sadece son kullanma tarihi yazıyor. Sadece son kullanma tarihi yazanlarda ben o ürünün ne zaman üretildiğini beyan olarak alamıyorum. Firma bana son kullanmam gereken tarihi tebliğ ediyor sadece.

Oysa içeceğim sütün ne zaman üretildiğini bilmeye hakkım olmalı, tahmin yaparak bulmamalıyım.

 

Zeytinyağı:

Tüm bunlarım en ilginci ve kötüsü ise zeytinyağı. Zaten bu şekilde olmasa idi dünyaya zeytinyağı pazarlamada bu kadar sorunlarımız olmaz, bir kaç istisna hariç kalitede yerlerde sürünmezdik.

Son aldığım zeytinyağında üretim tarihi ve son kullanma tarihi bilgisi var.

Buna göre üretim tarihi 22.12.2008 ve son kullanma tarihi 22.12.2010.

İşte bu gerçek bir komedi. Ancak bu komediye gülerken, aslında halimizin acınacak olduğunu bilmemiz lazım.

Üretim tarihi ne demek? Burada bahsedilen üretim değil zeytinyağının dolum tarihi! Ülkemizde genelde üreticiler zeytinlerini kendileri sıktırır ve uygun bir zamanda gidip fabrikaya satarlar. Fabrika da zeytinin asitliğine bakarak fiyat tespiti yapar ve zeytinyağını alırlar.

Yoksa (genel olarak) zeytinyağı üreten firmalar, zeytinlerinin hasat vakti gelen üreticilere gidip “bahçedeki ürüne şu kadar veriyorum. Ben hasat ettirip sıktıracağım.” demez. Ya da zeytinyağı firmalarının zeytini hasat edip yağını sıkacakları büyük zeytinlikleri yoktur.

Ki böyle durumlar olsa bile etikette özel olarak belirtilmelidir. (Böyle uygulamalar yapan kaliteli zeytinyağı üreticileri bu detayları etikette zaten veriyor. Bu zeytinyağlarının fiyatı da normalinin en az iki katı oluyor.)

Bana göre zeytinyağında üretim tarihi, o zeytinin sıkım tarihidir. Zaten zeytinler sıktırılmadan uzun süre depolanamadığı için sıkım tarihi, bana zeytinin ne zaman hasat edildiği bilgisini de verir. Ancak bunu bilmeyen tüketicinin de balda olduğu gibi en azından üretim yılını bilmeye hakkı vardır. Mevcut etikette zeytinin hangi yıl hasat edildiği asla bilinememektedir.

Örneğin Milas’ ta bir üretici (ki ben Milas’ ta bu gibi olaylara çok şahit oldum) 2003 yılında zeytini hasat eder ve gider sıktırır.

Üreticiler bu bölgelerde zeytinyağını sigorta parası gibi kullanır. 2004 ‘ te zeytin sıktırmaz çünkü bu bölgelerde ağaçlar hasat edilirken dövüldüğü ve zarar verildiği ve ağaçlara bakım yapılmadığı için zeytin bir yıl olur, bir yıl olmaz. 2005’ te tekrar bir parti zeytin sıktırır. Onu da saklar. Ve diyelim ki 2007’ nin Haziran ayında paraya sıkışır. Zeytinyağı fiyatları da iyice yükselmiştir. Zeytinyağının hepsini satar.

O zeytinyağını fabrika 2007 Haziran’ da alır. Stoklarına koyar. Ve belki de 2008 Aralık ayında tenekeler. Ve ben bir ay sonra satın alırım.

Yani belki de ben artık tarihi değeri olan bir meyve suyunu tüketiyor olabilirim (zeytin meyve ve dolayısı ile zeytin yağı bir meyve suyu-yağıdır). Lakin benim yağını tükettiğim zeytinler 2003 yılında varlardı. Aradan 6 yıl geçti. Düşünsenize 2003' te sıkılmış bir portakalın suyunu içtiğinizi...

Hem de bunun sağlığa çok yararlı bir lokman hekim ilacı olarak her yerde sunulduğunu...

Gülmez misiniz bu duruma?

Belki bunları okuyanlardan bazıları “yok canım, asitliğine bakılıyor. O kadar eski yağ anlaşılır” diyecekler. Anlaşılacağına emin olmasınlar.

Ve belki bazıları “zeytinyağına bir şey olmaz. 10 yıl sonra bile tüketilir. Hatta daha güzel olur” diyecekler. Birincisi bu doğru değil. Çok iyi (karanlık ve serin ortamda) saklansa bile zeytinyağı en çok 1 yıl içinde tüketilmelidir.

Ayrıca 10 ya da 20 yıl içinde bile bozulmayacak ise bile (ki bu doğru değil) bu durum benim tüketici olarak zeytinin ne zaman üretildiğini, ne zaman şişelendiğini öğrenme hakkımı engellemez.

Ben tüketici olarak tükettiğim zeytinyağının zeytinlerinin en azından hangi yıl hasat edildiğini ve hangi gün sıkıldığını bilebilmeliyim.

Ambalaj etiketinde üretim tarihi değil sıkım tarihi yazılmak zorunda. Ayrıca bunun yanı sıra hasat yılı olmak zorunda. Hem sucuk, hem fasulye, hem kuruyemiş hem de zeytinyağına aynı etiket bildirim şekli kullanılamaz. Kullanılırsa böyle olur işte.

Ayrıca sadece son kullanma tarihi koymak da başka bir eksiklik ve yanlış.

Batılı ülkelerde son kullanım tarihi yanında “best before” denen, yani o ürünü en sağlıklı ve besin değeri en yüksek olarak tüketilebilecek bir tarih daha olur. Bunun da mutlaka eklenmesi gerekir.

 

Yumurta:

30 adetlik bir viyol yumurta aldınız. Üretim tarihi 17 Temmuz 2009 ve son kullanma tarihi 14 Ağustos 2009 yazıyor. Maalesef bu da komik bir beyan.

Çünkü yumurta üretici tarafından genelde bir depoda bir hafta boyunca biriktirilir. Sonra bunun viyolleyip dağıtacak firmaya gönderilir. Bu durumda bu üretim tarihi neyi anlatıyor? Tavuğun yumurtladığı tarihi anlatmadığı kesin. Büyük ihtimal bu tarih yumurtanın viyollendiği tarih. Firmada kaç gün depolandığı vs. gibi şeyleri bilmemiz imkansız.

Bu durumda tüketici anlamsız bazı tarihler ile yanıltılıyor.

Sonuç ve Yorumlar:

Bal bozulur mu? Zeytinyağı bozulur mu? Süt ne zaman bozulur? Yumurta kaç gün dayanır?

Üreticilerin, ürünleri ambalajlayanların ve çeşitli karar vericilerin tüketici adına tepeden inme kararlar vermek yerine, şu soruların cevaplarını tüketiciye bildirecek ürüne özel etiketleme mevzuatlarını oluşturmaları zorunludur:

  • Bu ürün ne zaman (en azından hangi yıl) hasat edildi? (örneğin zeytin, bal)
  • Hangi bölgeden hasat edildi (tercihen şehir hatta mümkünse üretici ismi)? (zeytin, bal, yumurta, süt)
  • Bu ürün ne zaman paketlendi? (Gün dahil tam tarih ve üretim tarihi olarak değil paketleme tarihi diye yazılmalı)

Ayrıca araştırma sonuçlarına dayanarak şu bilgiler de verilmek zorunda: (ve bu tespitler şu an olduğu gibi üreticiyi değil tüketiciyi koruyacak şekilde yapılmak zorunda)

  • Ürün en iyi haldeyken tüketilebilecek son tarih (best before)
  • Son kullanma tarihi
  • (Hatta) Tüketiminin tehlikeli olabileceği tarih (özellikle süt, deniz ürünleri, kuruyemişler, baharatlar)

Sonuçta bir ürünün tüketilebileceği en iyi tarih, o ürünün hasadına en yakın olan yani en taze olduğu tarihtir. Hasat/gerçek üretim tarihi geçtikçe üründe mutlaka besin kaybı olur. Bu durumda ürünün fiyatı da düşmelidir. Örneğin geçen sene hasat edilip sıkılmış ve 10 birim E vitamini içeren zeytinyağı ile 5 yıl önce hasat edilip sıkılmış ve 2 birim E vitamini içermesi beklenen zeytinyağı arasında fark olmalıdır.

Ve tüketicinin hem sağlığını hem ekonomisini etkileyen detaylı üretim tarihi bilgisine ulaşması çok önemli bir insan hakkıdır.

* * *

İşte değerli tüketiciler. Size markette neden ürünleri elime aldıkça güldüğümü açıkladım.

Artık markette ürünleri eline alıp etiketlerini okudukça gülen birisini görürseniz şaşırmayın.

Büyük ihtimalle aslında o, duruma ağlamak isteyen bir tarım, gıda uzmanıdır.

Saygı ve sevgilerimle,
H. Ozan Erzincanlı

 

Fizibilite, proje ve eğitim CD' lerimizi tanıtan broşürümüzü  görmek / bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız
 
Makale Hakkında Sizden Gelen Yorumlar:
 

1- Ozan Bey, makalenizi okudum.

Bir Edremitli olarak zeytin ve zeytinyağı konusundaki yazdıklarınıza şahitlik edebilirim. Zeytinyağı konusu doğru olduğuna göre, diğerleri hakkında yazdıklarınız da doğrudur.

Yıllar evvel "Gıda Katkıları Rehberi" adıyla günde 250 kişinin ziyaret ederek soru sorduğu bir internet sitesini işletmiş ve Katrina Kasırgası'na teslim etmiş biri olarak, bu konuda yaptığınız çalışmalardan dolayı sizi kutluyor ve "siz"lerin çoğalmasını ümit ediyorum.

Dün danışmanlığını yaptığım firmanın bir çalışanı, annesi ve çocuğunun "kısmen soyarak" yediği bir acur yüzünden komalık olduklarını, çocuğun az miktarda yediği için hayati riski atlattığını ve annenin hâlâ can çekiştiğini öğrendim. Doktorlar zirai ilaçtan şüpheleniyor.

Bana kalırsa, Türkiye'de bundan daha önemli bir konu yok. Ama ne olur gündemdeki konulara bir bakınız. "3G teknolojisi ile gelen hızla" uzaya fırlayacakmışız.

Çok üzgünüm, çok!

Hasan Baltalar, 31.07.2009


 

2- Değerli Grup Üyeleri,
 
Sayın H.Ozan Erzincanlı'nın gruba gönderdiği açıklamalarına katılıyorum,doğrudur,zaman zaman marketlerde ben karşılaşıyo rum.Taze olmayan miadı dolmak üzere olan gıdalar daima rafların ön taraflarına konuarak bir an evvel satılması hedefleniyor, taze,yeni gelmiş ürünler ise bu ürünlerin arkasına konmaktadır.O nedenle raftan heehangi bir ürün alırken üretim tarihine ve son kullanma tarihine bakıyorum,son kullanma tarihi yaklaşan ürünü gördüğümde arka sırada yer alan ürünleri kontrol ediyo rum ve yeni,taze üretilmiş ürünleri buluyorum ve alıyorum.Bir diğer husus zaman zaman bazı gıda maddelerinde karşılaşıyo rum ürünün üzerinde üretim tarihi yeni fakat içindeki ürün yeni üretilmediği konusunda şüpheli görüntüye sahip,dolayısiyle sadece etiket ile sorun çözülmüyor.Ülkemizde yürütülmekte olan mevcut gıda politkalarıyla gıda güvenliğini sağlanması çok zor.O nedenle inanmıyorum ve güvenmiyorum.Bir veteriner hekim olarak fakültemde aldığım "Besin Hijyeni ve Teknolojisi" eğitimim doğrultusunda semt pazarlarında satılan sebze ve meyveden tutun marketlerde satılan ambalajlı ürünlere kadar hepsini kontrol ederek güvenliğimden emin olduktan sonra alıyorum.
 
Bir diğer husus etiketli ürünlerin dışında semt pazarlarında satılan sebze ve meyveler ne kadar sağlıklı?,ilaç kalıntısı düzeyi nedir?,tarımsal ilaçların kullanım ve bekletme süresine uyularak mı pazara çıkarıldı?,bilinmiyor.İlacı reçeteye bağhuslamak yetmiyor,tarımsal ilaçlar reçeteye bağlandığında şunu söylemiştim:veteriner ilaçları reçeteye tabide ne değişiyor?.
 
Diğer bir husus ise hava sıcaklığın 40 C'yi bulduğu şu günlerde birçok semt pazarında balıklar tezgahda,açıkta ulu orta soğu tucu içinde veya kuru buz olmaksızın satılıyor,akşama kadar sıcakta tezgah üzerinde bekletilen ve satılamayan balıklar ise bir başka semt pazarına götürülmek için buzun içine konup ertesi güne saklanmakta ve bir diğer semt bazarında tezgaha ko nularak satılmakta dolayısiyle gıda zehirlenmesine davetiye çıkarılmaktadır.Manisa'lı olmam nedeniyle zaman zaman Manisa'ya gittiğimde bunları görünce tüylerim ürperiyor.Ayni benzer olayları diğer illerimizde görmemiz mümkün.Peki gıda güvenliği konu sunda otorite ilan eden Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve teşkilatı acaba ne yaparlar?,İl ve İlçe Müdürleri ve ilgili personel hiç mi pazara çıkmazlar?,bunları görmemek için kör olmak erekir.Acaba Bakanlık ve taşra teşkilatı oturup şikayet yapılmasını mı beklerler?,yoksa bir gıda zehirlenmesi olmasını mı beklerler?,işte en basit gıda güvenliği boşluğu,bunları görmek için uzman olmaya gerek yok.Türkiyedeki gıda güvenliği politikası tavşana kaç tazıya tut politikasından başka bir şey değil.Türkiye gıda güvenliği konusunda interdisipliner bilimsel anlayıştan uzak belli bir kesime istihdam yaratma politikası içinde hareket ettiği sürece çağın gerisinde kalmaya mahkumdur.Bu anlayışın değişebilmesi için köklü zihniyet devrimine ihtiyaç var
 
Adnan SERPEN
Veteriner Hekim
İZMİR

Kamu Sağlığı E-posta Grubundan, 01.08.2009


 

3- Değerli grup üyeleri
EN sağlıklı orjinalambalağında bir ürünümüz YUMURTA...

Okadar değerlibir ürün ki hiç bir katkı istemeden 28 derecede 21 günde kanıyla-canıyla bir canlı oluşabilmesi için ısıdan başka hiçbir şeye ihtiyacı yok.Ama KAPALI BİR KUTU...

       Sağlıklı bir TAVUKTAN üretilse dahi
                  Depolanma 
  paketleme
 dağıtım
depolanma 
 perakende satış  
                
kırlarak tüketim

Aşağıda olmazsa olmazlarısıralamaya çalıştığım kodeks ...

Her tüketicinin bakış açısı en azından bu pencereden olmalı OLABİLMELİ...


                                                 ......labilir & ...lır


Bilinçli bir tüketici olarak lütfen MÜDAHİL OLALIM
Alan olmazsa SATAN bu olmazsa olmazlara uyacaktıır.


YUMURTA MI TAVUKTAN TAVUK MU YUMURTADAN ÇIKAR?


 ATA SÖZÜNÜ ARTIK SORMAYALIM,

Beytullah BERÇİN
Veteriner Hekim
Foot İnsp.....
Gıda Kontrolörü

Kamu Sağlığı E-posta Grubundan, 01.08.2009
 
 
YUMURTA VE YUMURTA ÜRÜNLERİ TEBLİĞİ  

Ambalajlama, etiketleme ve işaretleme
MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ kapsamındaki ürünler; Bu kurallara ek olarak;
a) A sınıfı yumurtalarda işletme ve kümes numarası, kolayca görülebilir, okunaklı ve en az 2 mm yükseklikte olacak şekilde yumurta kabuğu üzerine damgalanır.

) A sınıfı yumurtalar yumurtlama tarihinden itibaren 21 gün içinde tüketiciye ulaştırılır. A sınıfı yumurtaların son tüketim tarihi, yumurtlama tarihinden itibaren 28 günden fazla olamaz. Eğer yumurtlama tarihi farklı olan yumurtalar aynı paket içinde satışa sunuluyorsa, son tüketim tarihi belirlenirken ilk yumurtlama tarihi dikkate alınır.

h) Yumurtaların üretim tarihi yumurtlama tarihiyle aynı olur.
ı) Yumurta ambalajının üzerinde net olarak görülebilecek biçimde "Satın aldıktan sonra buzdolabında/soğukta muhafaza ediniz" ifadesi yer alır.
i) Yumurtalar ambalajsız olarak mübadele konusu yapılamaz.
Ambalajlama, etiketleme ve işaretleme
MADDE 13 – (1) Bu Tebliğ kapsamındaki ürünler; Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Ambalajlama ve Etiketleme-İşaretleme Bölümü ile 25/8/2002 tarihli ve 24857 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği’nde yer alan hükümlere uygun olacaktır. Bu kurallara ek olarak;
a) A sınıfı yumurtalarda işletme ve kümes numarası, kolayca görülebilir, okunaklı ve en az 2 mm yükseklikte olacak şekilde yumurta kabuğu üzerine damgalanır.

Taşıma ve depolama
MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerin taşınması ve depolanması sırasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin Gıdaların Taşınması ve Depolanması Bölümü’ndeki kurallara uyulur. Bu kurallara ek olarak;
a) Yumurtalar üretildikleri işletmelerde, toplanma işleminden hemen sonra depolarda violler içinde muhafaza edilir.
b) A sınıfı yumurtalar (+5) – (+12)°C sıcaklıklarda muhafaza edilir ve taşınır. Ancak 24 saatten fazla olmamak üzere sevkıyat sırasında veya 72 saatten fazla olmamak üzere perakendecide +5°C’nin altındaki bir sıcaklıkta tutulabilir.

 
 

anasayfa