31.03.2009

Tarım Ürünleri İhracatının Gelişmesi için Sektörün Aşması Gereken Bazı Sorunlar

Sonunda tarım sektörü kendini göstermeye başladı.

Tarım sektörü (hayvancılık da dahil) 2009 yılı Şubat ayında Türkiye ihracat rakamlarında artı haneli tek sektör idi.

  Şubat (2009/2008) Son Oniki Aylık
(Şubat 2009/Şubat 2008)
SEKTÖRLER USD Bazında Artış (%) YTL Bazında Artış  (%) USD Bazında Artış (%) YTL Bazında Artış  (%)
I. TARIM -3,31 34,46 13,27 22,60
   A. BİTKİSEL ÜRÜNLER 0,01 39,08 12,43 21,69
     Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri -3,56 34,11 27,47 37,96
     Yaş Meyve ve Sebze 32,08 83,69 21,97 32,02
     Meyve Sebze Mamulleri -3,85 33,71 6,17 14,91
     Kuru Meyve ve Mamulleri 2,94 43,15 11,26 20,42
     Fındık ve Mamulleri -41,15 -18,16 -16,20 -9,30
     Zeytin ve Zeytinyağı 37,02 90,55 -12,24 -5,01
     Tütün 39,84 94,48 11,09 20,24
     Kesme Çiçek 7,35 49,29 -2,07 5,99
   B. HAYVANSAL ÜRÜNLER 26,31 75,65 25,45 35,78
     Canlı Hayvan, Su Ürünleri ve Mamulleri 26,31 75,65 25,45 35,78
   C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ -21,78 8,77 13,03 22,34
     Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri -21,78 8,77 13,03 22,34
II. SANAYİ -38,26 -14,14 7,41 16,26
   A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLER -35,24 -9,94 -4,15 3,74
     Tekstil ve Hammaddeleri -39,45 -15,80 -6,41 1,30
     Deri ve Deri Mamulleri -17,73 14,41 -1,73 6,37
     Halı -24,98 4,33 7,43 16,27
   B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM. -39,60 -16,00 14,41 23,83
     Kimyevi Maddeler ve Mamulleri -39,60 -16,00 14,41 23,83
   C. SANAYİ MAMULLERİ -38,40 -14,34 7,78 16,66
     Hazırgiyim ve Konfeksiyon -34,26 -8,57 -10,23 -2,84
     Taşıt Araçları ve Yan Sanayi -55,36 -37,93 -3,51 4,44
     Elektrik - Elektronik  -26,95 1,59 0,68 8,97
     Makine ve Aksamları -22,32 8,03 14,23 23,64
     Demir ve Demir Dışı Metaller -40,15 -16,76 6,52 15,30
     Demir Çelik Ürünleri -28,63 -0,74 54,27 66,98
     Çimento ve Toprak Ürünleri -11,69 22,82 26,29 36,70
     Değerli Maden ve Mücevherat -47,97 -27,64 -8,68 -1,16
     Diğer Sanayi Ürünleri -49,82 -30,21 -2,31 5,74
III. MADENCİLİK -51,29 -32,26 6,47 15,24
     Madencilik Ürünleri -51,29 -32,26 6,47 15,24
T O P L A M -35,19 -9,87 8,01 16,91

Tablo 1: Türkiye İhracat Artışı Karşılaştırma Tablosu (USD - YTL) Kaynak: Türkiye İhracatçılar Meclisi, www.tim.org.tr/images/tim/haberler/2009-subat/sUBAT_2009_iHRACAT_RAKAMLARi.xls [Erişim Şubat 2009]

Bu rakamlardan en parlak olanı yaş meyve sebze olarak görünüyor. Yıl bazında süreğen büyük oranda bir artış hemen göze çarpıyor.

Yıllar öncesinden tarım ve hayvancılık sektörünün hakkettiği yeri bulacağı, stratejik ve talep esnekliği düşük ürünler üreten bu sektörün dünyada gıda güvencesinin önemi arttıkça değer kazanacağı tahmin ediliyordu.

Zaten dünyanın hemen hemen her zaman en büyük sektörü olan tarım sektörü artık dünya ticaretinde de hak ettiği konuma gelmeye ve Türkiye dış ticaretinde unutulmuş itibarını geri kazanmaya başladı. Uyuyan dev yavaş yavaş uyanıyor.

Ben, önümüzdeki 15 yıl içerisinde Türkiye' nin en büyük ihracatının tarım ürünleri olacağını, burada özellikle yaş meyve ve sebzenin ihracatın yıldızı olacağını tahmin ediyorum.

Ancak bu kafa ile devam edersek bu maalesef biraz zor.

Temelinde tüm tarım sektörü (bitkisel, hayvansal üretim, su ürünleri, tarımsal biyoteknoloji) ama özellikle yaş meyve sebze sektörünü ele alarak sorunları irdelemek istiyorum.

Tarım Sektöründe İhracatı ve Verimli-Karlı Üretimi Engelleyen Hususlar

Uzun sayılabilecek bir süredir tarım sektörünü bütün dinamikleri ile izliyorum. Buna göre sektörde ihracat firmalarının, kooperatiflerin kısaca tarımsal pazarlama organizasyonlarının (TPO) ve üreticilerin yaşadıkları sıkıntılar ve bunları aşmak için naçizane çözüm önerilerim şunlardır:

1- Sistem Eksikliği

Tarım sektöründe, özellikle taze ürün üretip satan firmalarımızda sistem, yönetim sistemi ve kalite yönetimi zayıftır. Bu sebeple küçük bir kartopu çapındaki hatalar zamanla dev bir kar yığını şeklinde çığ olup organizasyonun sonunu getirir.

Çözüm önerisi: Firmalar merkezde organizasyon ve idare yeteneği iyi, tercihen bu konularda üniversite eğitimi almış kişiler ile çalışmalıdır. Saha ekipleri hem üreticiler, hem şirket merkezi hem de devlet kurumları gibi mekanizmalarla iyi anlaşabilecek çalışkan, açıkgöz, empatik, iş bitirici kişilerden oluşmalıdır. Bu ekip,  üst yönetimden gelen yönlendirme doğrultusunda aksamadan çalışmalı; sistemli, kontrollü, istekli, azimli ve kabiliyetli olmalıdır.

2- Denetim, Takip ve Kontrol Eksikliği

Tarımsal üretim (bitkisel, hayvansal üretim, su ürünleri ve hatta tarımsal biyoteknoloji) yapısı gereği hatalara çok açıktır. Ayrıca müşterinin satın almaya devam etmesi için sürekli üreticiye güven içinde olması gerekmektedir. Bu sebeple tarımsal ürün üretip pazarlayanlar, özellikle ihracat söz konusu ise sürekli denetlenen yapılar oluşturmak zorundadır. Sağlıklı denetimler, uygun takip ve kontrol ile desteklenerek tarladan sofraya güvenliği temin etmek zorundadır. Temelinde sektörlerden bağımsız bakarsak, yoğun ihracat yapan ve ürün kalitesi yüksek firmaların üretim tesisleri neredeyse her gün denetim geçirmekte; denetim firmaları, müşteriler, devlet gibi birimlerce denetlenmektedir.

Çözüm önerisi: Bu sorunu çözmek için firmalar ISO 9001, ISO 14001, ISO 22000, OHSAS 18001, Globalgap, ETI, BRC, IFS gibi belgelerin tümünü almalı, mali denetimlere girmeli ve sürekli denetlenen bir yönetim sistem yapısı kurmalıdırlar. Burada belge değil, denetim sonucu elde edilen uygunsuzlukların değerli olduğu bilinmeli, yönetim ve tüm diğer departmanlar hatayı yok saymaya değil, sorunu irdeleyip bir daha olmasını önlemeye çalışarak sürekli gelişmeyi hedeflemelidirler.

3- Yabancı Dil

Tarım sektöründeki bir çok firmada çalışanlar yabancı dil bilmemektedir. Çalışanların yabancı dil bilmemesi hem yeni teknolojilere ulaşmayı, hem bilişim sistemlerinde yetkinleşmeyi hem de (pazarlama ekibi dil bilse bile) teknik işlemlerin çıktıları ile yabancı müşterinin taleplerinin örtüşmesini zorlaştırmaktadır.

Çözüm önerisi: Bu konu son yıllarda yüksek öğretim ve orta öğretim kurumlarınca ciddiye alınarak çözülmeye başlanmıştır. Ancak dili teorik olarak öğrense bile pratik olarak kullanamadan sektörde bulunan bir çok kişi vardır. Bu sorunu çözmek için bence ihracat hedefleyen firmalar elemanlarına firma içi özel dersler, özel sınıflar ile en azından konuşma amaçlı yabancı dil eğitimi aldırabilirler.

4- Vur Kaççı Zihniyet

Maalesef her sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de, alım satım yapan bazı kişiler ürünleri alıp para ödememekte veya çok geç ve yetersiz ödemekte ve bu kişilerle iş yapan üretici ve firmaların batmasına kadar süren sorunlara sebep olmaktadırlar.

Çözüm önerisi: Elbette kolay çözülecek bir sorun değil. Bu sorun ancak topyekun iyileşme ile zamanla çözülebilir. Ancak bazı önerilerim şunlardır: Uygun şekilde çalışmayan tüccarlar kara listeye alınarak bunlarla bir daha ticaret yapılmamalı ve isimler bölgesel, ülkesel hatta uluslararası bir web sitesinde bulundurulmalı; tüm anlaşmalar imzalı-sözleşmeli olmalıdır.

5- Alım Ücretleri Tutarsızlığı

Özellikle taze ürünlerde bir ürünün fiyatı bölgeden bölgeye, alıcıdan alıcıya çok büyük değişimlere uğrayabilmekte, bu büyük değişimlerden genel olarak üretici mağdur olmaktadır.

Çözüm önerisi: Alım fiyatı, fiyat açıklayacak tüm alımcılar ve bir devlet görevlisi (rekabet kurumundan) ile birlikte kararlaştırılarak ortak açıklanmalı; fiyat farkı firmadan firmaya değil ancak ürün kalitesine, ürün miktarına göre değişmelidir. (Not: Bunun yapılmasının zor olduğunu düşünenler, 1502 yılında Sultan II. Bayezid zamanında  yürürlüğe giren "Bursa Belediyesi Kanunu" lütfen incelesinler.)

6- Üretimde Teknoloji ve Ekipman Kullanımının Zayıflığı

Ülkemizde özellikle tarım alanında teknoloji ve ekipman kullanımı bilinçsizce ve verimsizdir. Üreticiler ve TPO' lar, gelirleri iyi olsa bile yüksek maliyetli araç gereçleri satın alabilir. Ancak fayda maliyet oranı hatalı olur. Örneğin bir üretici büyük bir meyve bahçesine pahalı bir damla sulama sistemi kurdurabilir; ancak tüm maliyetin 1000' de 1'i tutmayacak bir nem ölçer-iklim istasyonu almaz ve kullanmaz. (Oysa doğru kullanılan bir nem ölçer ve iklim istasyonu sistemin etkinliğini neredeyse borular kadar arttıracaktır.)

İnatla N,P,K' lı gübreler yaprak gübrelemesi ile verilmeye çalışılır. (Oysa bitkide yapraktan N,P,K alımı ihtiyaca oranla çok ama çok sınırlıdır.)

Hiç gerek olmadığı halde bir sürü inşaat malzemesi harcanarak saray gibi ahırlar yaptırılır. (Oysa başarı az malzeme ile düşük maliyetli ve etkin işleyebilen, hayvan refahı sağlayan barınaktır.)

Bir çok yem fabrikası bile hala lisin ve methionin' in ne işe yaradığını, hangi hayvanlar ve hangi yem maddelerinde ne gibi farklara yol açtığını çözememiştir. (Oysa özellikle tavuk ve balık gibi tek mideli ve yoğun yemin önemli olduğu hayvan yemlerinde lisin ve methionin hesabında yapılacak hata ve belirsizliklerin mali faturası ağırdır.)

Çözüm önerisi: Teknoloji ve ekipman alıp kullanmadan önce bağımsız (o ürünü satmayan) ve yetkin teknik uzmanlardan; gerekirse altına imza atacağı beyanlarla teknoloji ve ekipman kullanım önerileri alınmalı ve mümkünse bu beyanlar farklı uzmanlara çapraz kontrol ettirilmelidir.

7- Hatalı Kimyasal Kullanımı ve Gıda Güvenliği

İşte yine yılan hikayesi bir sorun.

Özellikle bitkisel üretimde örnek vermek gerekirse bir tarım ilacını kullanabilmek için en az şu şartlar sağlanmalıdır:

a- Mücadele edilecek zararlı bir risk yaratıyor olmalıdır.
b- Bu risk öngörülebilmeli, zararlı izlenmelidir.
c- Kimyasal uygulaması haricindeki tüm mücadele imkanları kullanılmalıdır.
d- Kullanılacak kimyasal ,ülkede ilgili tarım ürünü için tescil edilmiş ve izinli olmalıdır.
e- Kullanılacak kimyasalın hasat öncesi uygulama süresi bilinmelidir.
f- Kullanılacak kimyasalın satılacağı ülkede izin verilen maksimum kalıntı seviyeleri bilinmelidir.
g-  Uygulama doğru zamanda, doğru şekilde, doğru kimyasal seçimi ile doğru miktarda uygulanmalıdır.

Ve bunlar gibi bazı şartlar vardır. Özellikle ihracat için ve ülkemiz insanının sağlığı için bu konu son derece önemlidir.

Oysa ülkemizde bu konularda bilinç seviyesi düşüktür. Maddeleri irdelersek:

a- Mücadele edilecek zararlının risk yaratıp yaratmadığı genelde bilinmez. "Geçen sene kırmızı örümcek olduysa, bu sene de olacaktır" mantığı ile ilaç kullanılır.
b- Zararlı pek izlenmez. (Sevindirici bir gözlemim: son zamanlarda bu konuda tarım bakanlığı ve bazı üreticiler izleme ve mücadele konusunda daha etkin çalışmaya başlamışlardır.)
c- Kimyasal uygulaması haricindeki mücadele imkanları pek kullanılmaz. İlaç en garanti yoldur ve kimse risk almak istemez.
d- Kullanılacak kimyasalın ülkemizde tescil edilmiş olup olmadığını öğrenmek gerçekten çok ama çok zor bir iştir. Bazı ilaçların etiketinde bir meyve-sebzeye izinli olduğu görüldüğü halde incelediğinizde anlarsınız ki yetkili kurum (kkgm) daha onay vermemiştir. KKGM' den bu bilgiyi alabileceğiniz pratik kanallar yoktur veya beyanlar geç olarak yayınlanır. Konuyu takip eden bazı kitaplarda da beyanlar KKGM' den farklı olabilir.
e- Kullanılacak kimyasalın hasat öncesi süresine pek dikkat edilmez. Bu sürenin ne işe yaradığı ve neden gerekli olduğu, ürün hasat edildikten sonra bu sürenin işlemeye devam edip etmediği gibi konular üretici tarafından (daha önce bir sorun çıkmamışsa) pek bilinmez. TPO tarafından bilinse de müşteri baskı yapmadıkça pek önemsenmez.
f- Kullanılacak kimyasalın satılacağı ülkede izin verilen maksimum kalıntı seviyeleri pek bilinmez ve müşteri baskı yapmadıkça bunlar kontrol edilmez.
g-  Uygulama doğru zamanda, doğru şekilde, doğru kimyasal seçimi ile doğru miktarda uygulama için ilaçlamayı yapanlar iyi niyetli bile olsalar özellikle ilaç ölçümü, hesaplama ve karıştırmada hata yapma ihtimalleri çok yüksektir ve hemen hemen hiç bir ilaçlamacı gerekli koruyucu gözlük, maske, eldiven ve ilaçlama kıyafetini kullanmaz.

Çözüm önerisi: Bu konuda 1 ve 2. maddede açıkladığımız sistemli çalışma, denetim, takip kontrol ile sürekli izleme; hataların olduğu yerlerde karşılıklı etkileşim ile sürekli gelişme yolları açılmalıdır. Bu arada bakanlığımız (KKGM) acilen ve mutlaka AB' nin yaptığı gibi bir "tarım ilaçları" web sitesi oluşturmalı (bakınız: http://ec.europa.eu/sanco_pesticides/public/index.cfm ); bu sitede güncel olarak tarım ilaçlarının hasat öncesi süreleri, diğer ülkelerin MKS (maksimum kalıntı seviyesi) miktarları ve ama özellikle ilgili kimyasalın izin ve tescil durumu beyan edilmelidir.

8- Yasa Koyucunun Hatalı Kararları, Uygulamaları ve Sektörün Hızına Yetişememesi

Bu en son madde olarak koyduğum, sektörün yine en ciddi sorunlarından biridir.

Bugüne kadar tarım sektöründe yasa koyucunun yönetmeliklerle yasakladığı, sınırladığı herhangi bir konuda herhangi bir gelişme olduğunu görmedim. Bakanlığımız hala üreticiyi 100 hatta 500 yıl öncesi gibi yönetmeye çalışıyor.

Oysa artık devlet otoritesinin sürekli kızan, yasaklayan değil yönlendiren ve uygun yerde destekleyen yapıda olması gerekiyor. Bu olmadığı sürece üretici ve sektörün diğer kesimleri devlet otoritesine olan saygısını kaybediyor.

Örneğin reçeteli ilaç satışı yönetmeliği... Geçenlerde Manisa' da, ismi lazım değil bir köyde üretici, tarım ilçe müdürlüğüne ilaç yazdırmaya gitmiş. İlaç bordo bulamacıymış ve ilacı yazacak yetkili bunun nasıl yazılacağını bilmiyormuş. Sonunda "sen git birine ne şekilde yazdırılıyorsa yazdır, ben imza atayım" demiş!

Başka bir yerde yetkilinin yazdığı ilacın 2 yıl önce yasaklandığı ortaya çıkmış...

Daha da ne hikayeler var. Bakanlık bünyesinde 3 yıl çalışmış herkes ilaç yazabilecek yetkinlikte ancak 40 yıldır tarım ilacı öneren, uygulayıp uygulatan ihracat firması (TPO) çalışanı ziraat mühendisi eğitime katılmak zorunda!

Tarım danışmanlığı yönetmeliği de benzer şekilde. 3 yıl Tarım bakanlığında çalışmış bir ziraat mühendisi doğrudan tarım danışmanı. Oysa 40 yıldır sektörde danışmanlık yapan, eğitimler veren (ki zaten üniversitede tarımsal yayım ve haberleşme dersi de almış olan) bu işi çok iyi bilen ziraat mühendisleri eğitim almak zorundalar. İşlerini yapanlar şu anda suçlular ve mevcut yönetmeliklere göre sanırım özel sektörde olup da yönetmelikler ile tamamen uyumlu iş gören tek bir ziraat mühendisi yoktur. Masum değiliz, hiç birimiz...

Nedense Tarım bakanlığında 3 yıl çalışmak, sizi bir anda onlarca yönetmelik açısından avantajlı kılıyor. Hele emekli olduğunuzda, bir sürü imza yetkiniz oluyor. Ne güzel, böyle devam etsin. Ödüller liyakatli olanlara değil, kuyu başını tutanlara verilsin.

Çözüm önerisi: Yasa koyucu devlet otoritesi sınırlandırıcı ve kendi çalışanlarını kayırıcı değil; yol ve hedef gösterici, vizyon açıcı olmalı, devletin şefkatini hissettirmelidir.

Örneğin "tarım ilaçları ilçe müdürlüklerinde yazılacaktır" demek yerine tüm köy kahvelerinde kolayca ulaşılabilecek "xxx tarım ürününde kullanılabilecek ilaçlar listeleri" olmalıdır. Hangi ilaç AB' de yasaklı, hangi ilaç hangi ürüne tescilli gibi bilgiler kolayca ulaşılabilir olmalıdır. Daha sonra bu listelere göre herhangi bir ziraat mühendisi tarafından yazılmış ilaçları (reçeteyi) bu listeler konusunda güncel eğitim almış ilçe müdürlüğü yetkilileri gerekirse onaylayabilir.

Örneğin devlet bölgelere göre ürün önerileri hazırlamalıdır. Devletin uzman ekonomist ve teknik elemanları bölgesel bazda detaylı çalışma yapmalı ve bölgeye özel riskli, avantajlı ürünleri tespit ederek beyan etmelilerdir. Bu tespitler yıl boyu süren araştırmalarla desteklenmeli, risk analizleri sonucu ulaşılan araştırma sonuçları üretici, TPO ve sektörün diğer kesimlerine tercihen üretici toplantıları ile eğitimler şeklinde tebliğ edilmelidir.

Umarım bu yazdıklarım bir nebze olsun faydalı olur.

Saygılarımla

H. Ozan Erzincanlı

 

 

anasayfa