02.02.2009

Tüm Dünyada İşsizliği Sona Erdirebilecek Yenilenebilir Bir Enerji Üretim Modeli

İşsizlik Sorunu, Geçmişi ve Geleceği

Eskiden insanların büyük kısmı tarım ile uğraşır, bol emek karşılığı aldıkları ürünlerle kendileri için gelir, şehirdeki insanlar için gıda, giyecek gibi girdiler üreterek geçinirlerdi.

O dönemler insan nüfusu yoğunluğu düşüktü ve açıkçası işsizlik pek bilinen bir sorun değildi. Hatta 20. yüzyıla kadar asıl sorun bir şeyin üretilmesi idi. Üretilen şeyin mutlaka bir alıcısı olurdu.

Oysa bugün dünya çapında büyük bir işsizlik sorunu var. Eskiye göre değişenler belli. Tarım ve daha birçok sektörde insan gücü yerini makine gücüne bıraktı. Bu sebeple örneğin 20 kişinin çalışıp kendine iş yaratacağı bir işi bir makine ve bir insan yapabiliyor olmaya başladı. Bu kimi zaman yüzlerce insanın işini tek bir makinenin yapmasına kadar uzadı. Böylece işverenler grev, maaş, eğitimler gibi birçok sorundan kurtuldukları gibi ucuz maliyetle yüksek miktar standart ürün ürettiler.

Bunun sonucunda birçok insan çok daha az iş yapmaya; işsizlik genel bir sorun olmaya başladı. İnsanlık yeni yeni işsizlik sonucu oluşan psikolojik sorunlarla yüz yüze geldi.

Ayrıca işsizlik sadece iş arayan bireyin iş bulamaması ile açıklandı. Oysa eskiden evdeki kadın bugünkü gibi birçok işi makinelerle yaparak gıda ürünlerini marketten satın almaz, bahçesinde gıdasının büyük kısmını yetiştirir, kışlık turşusunu, salçasını, reçel-marmeladını yapar, halı dokur; okula giden veya gitmeyen çocuklar kimi yerde hindi çobanlığı, tarlada karga kovalama, bahçe işlerine yardım etme gibi işler yapar hatta yaşlı ve özürlüler de asla işsiz kalmamacasına çalışırlar ya evin hanımına yardım ederler ya da arıcılık, ipek böcekçiliği, halı dokuma gibi kendine uygun işleri yaparlardı.

Bugün özellikle şehirlerde böyle bir yapıyı görmek mümkün değil. Bu yapı köylerde de gitgide azalıyor ve zaten insanlar şehre göç ediyor. Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi herkesin çalışması söz konusu değil. İnsanların çalışmasının beklendiği 25-65 yaş arası gibi üretken bir dönem var. Bu dönemde herkes çalışmak zorunda. Bunun dışındaki yaşlardakiler resmi olarak işsiz sayılmıyor. Oysa sağlıklı bir insanın bir şekilde kendini faydalı hissedeceği bir işi yapmak konusunda sorumlu hissetmesi hemen hemen her yaş için şarttır.

Buna göre bir felaketin yaklaşıyor olduğunu görmek zorundayız. Çünkü 2008 yılı nüfus sayımına göre Türk halkının yarısı 28 yaşın altında, yüzde 26'sı ise 14 yaşın altında. Bu genç nüfusun önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde iş aramaya başlaması ile mevcut işsizlik rakamlarının inanılmaz boyutlarda artacağını gösteriyor.

Belçika gibi ülkelerde ve yeni yeni bizim ülkemizde devlet, işsizlere iş bulana kadar  para ödeyebiliyor. Bu durum özellikle Belçika’ da çalışmadan geçinen bir kitleyi destekliyor. Bu durum kimilerine göre işsizlikten bile kötü. Çünkü insanlar hem çalışmadan kazanmaya, geçinmeye alışıyorlar; hem de işlevsiz, hareketsiz uzun süre geçirdikçe yeniden bir işe başlamaktan kaçınıyorlar. Hatta artık çalışamıyorlar.

Yüksek ve Harcanamayan Enerji Tüketimi Sorunu

Bir de tüm bunlar olurken bir de görüyoruz ki insanlar çok gıda tüketiyor ve az hareket ediyor. Dolayısı ile sürekli kilo alıyor. Bu durum hem insanları mutsuz ediyor, hem birçok hastalığa yol açıyor. Aşağıdaki haritaya bir göz atınız:

Harita 1: Dünya günlük enerji tüketimi (Kaynak: http://faostat.fao.org) [Erişim: 2008]

Haritada görüldüğü gibi Türkiye’ de kişi başına günlük enerji tüketimi 3200-3400 kcal arasında. Bu, Avrupa ve ABD’ de 3400 kcalnin üzerinde.

Oysa ortalama sağlıklı bir insanın günde 2200-2600 kcal alması lazım. Lütfen aşağıdaki çizelgeyi inceleyiniz:

Çizelge 1: Günlük Kalori (kcal) İhtiyacının Yaş, Cinsiyet ve Fiziksel Aktiviteye Göre Değişimi (Kaynak: ABD Tarım Bakanlığı) [Erişim: 2008]

Yani Türkiye’ de herkes ortalama günlük 500 kcal fazla alıyor. Ve biliyoruz ki insanlarımız şişmanlıyor çünkü bu kaloriyi yakamıyorlar. Bu hem zararlı, hem israf.

Yukarıda açıklanan tüm bu sorunların ortak olarak çözülebileceği bir sistem acaba mümkün müdür?

İnsan Gücü ile Enerji Üreten Elektrik Santralleri

Buna göre özellikle işsiz insanlar spor merkezi şeklinde tasarlanmış yapılarda en azından iş saatleri süresince aletleri çalıştıracak. Buna göre bir kişinin dakikada en az 5 kcal harcadığını yani kazandırdığını düşünebiliriz (http://www.milliyet.com.tr/2002/08/26/yasam/ayas.html). Yine buna göre kişi başı günde 400 dakika çalışılsa toplamda kişi başı net enerji olarak 2.000 kcal üretilebilir.

Buna göre günde 10.000 kişinin çalıştığı bir insan enerjisi üretim santralinde:

10.000 x 2.000 = 20.000.000 kcal değerinde enerji üretilir. Bu da 23.260 KWh (kilovattsaat) gücünde bir santrale eşittir.

Peki Türkiye’ de ne kadar işsiz var?
 

Tablo 1: Türkiye işgücü durumu, Ekim 2008 (Kaynak http://www.tuik.gov.tr ) [Erişim: 2009]

Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere 2007-2008 ortalama 2.500.000 kişi işsiz.

Buna göre resmi işsizleri bu santrallerde işe alabilirsek:

2.500.000 kişi x 2.000 kcal = 5.000.000.000 kCal = 5.815.000 KW/gün

Yılda

5.815.000 x 200 işgünü = 1.163.000.000 KW


Ayrıca Türkiye’ de mevcut sağlık için spor yapan ve sağlık için spor yapmak zorunda olan birçok kişi var. Buna göre Türkiye’ nin en az yarısının günde 500 kalori harcayacak faaliyetlerde bulunması elzemdir. 2.500.000 kişi için yapılmış tesisler iş saatleri dışında spor amaçlı kullanılabilir. Bu durumda yine en az bu kadar bir enerji, iş dışı saatlerde üretilebilir. Ayrıca tatillerde de üretim olabilir.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu Türkiye’ nin 2010’ daki enerji ihtiyacı 230.000.000.000-237.000.000.000 KWh, 2020 yılında ise 406.000.000.000-499.000.000.000 kWh enerjiye ihtiyaç olacağını söyledi. (Kaynak: http://www.guncel.net/ekonomi/enerji/2008/07/10/enerji-ihtiyaci-katlaniyor.htm)


Bu durumda en az 2.500.000.000 KW enerji üretilerek Türkiye ihtiyacının % 1’i karşılanabilir.

İlk bakışta saçma ve etkinlikten yoksun görünse de bu tür tesislerin toplam faydaları yüksek olacaktır. Şöyle ki:

1- İşsizlik Sorununun Kalmaması: Devlet her çalışana en azından asgari ücret ödeyerek sürekli işgücü tüketen bir iş sahası açmış olacaktır. Tüm devletler bir şekilde parayı çalışmasalar bile vatandaşlarına dağıtıp onlara harcatmak zorundadır. Bunun için Keynes adlı bir ekonomist gerekirse devletin işsiz insanlara çukur açtırıp kapattırmasının bile faydalı olduğunu belirtmiştir. Burada yapılan elbette ki çukur açıp kapatmaktan çok daha faydalıdır.

2- Genel Sağlık Durumunun İyileşmesi: Toplumun genel olarak sağlık durumu iyileşecek, sağlık harcamaları düşecektir. Ayrıca obeziteye bağlı sorunlar azalacaktır.

3- İşsizlik Depresyonu Sorununun Çözülmesi: İşsizlik sebebi ile ortaya çıkan psikolojik sorunlar büyük oranda ortadan kalkacaktır.

4- Bilim ve Teknolojiyi Geliştirmesi: Alternatif bir enerji ile yepyeni bir yenilenebilir enerji kaynağından faydalanılacaktır. Burada yapılacak teknolojik araştırma ve gelişmeler hem enerji, hem tıp, hem de spor alanında önemli bilimsel çalışmalar yapılmasını sağlayacaktır.

5- Tarım ve Gıda Sektörlerini Güçlendirmesi: İnsanlar artan kalori ihtiyacı sebebi ile daha çok gıda tüketecek, bu da tarım başta olmak üzere ekonominin en temel dinamiği olan gıda sektörünü destekleyerek tüm ekonomiyi güçlendirecektir.

6- Her Yerde ve Her Yere Üretim Sağlaması: Küçük birimlerde çok çeşitli yerlerde üretim yapılabilir ve böylece uzak yerlere elektrik ulaştırma sırasında yaşanan kayıplar önlenebilir. Elektriğin ulaşmadığı bir çok ilçe ve köyün bu konuda sorunu çözülür. Ayrıca köydekilere iş imkanı sağlandığı gibi ana merkezden elektrik üretim miktarı takip edilerek performans ölçümleri yapılır ve işçilerin çalışıp çalışmadığı uzaktan kontrol edilebilir.

7- Gelecek İçin Umut Olacak Olması: İleriye dönük çözümsüz gibi görünen bir sorun için çok önemli bir çözümdür. Lakin bugün önümüzde olan işsizlik sorunu, önümüzdeki yüzyılda makineleşmenin artması ile hareketsiz, sağlıksız ve işsizlikten dolayı depresif toplumlar yaratmak üzeredir.

8- Enerji İstihsali Sağlaması: Önümüzdeki dönemlerde fosil yakıtlar ya tükenecek, ya da enerji üretmek için kullanılamayacaktır. Bu durumda yenilenebilir ve alternatif enerji tek seçenek olacaktır. Yine bu durumda nüfusun daha büyük bir kısmının bu yolla enerji üretmesi sağlanarak olası enerji kaynakları içerisinde önemli bir enerji istihsali sağlanabilecektir.

Açıkçası yukarıda anlattığım konu bence doğru planlamalar ve geliştirilen üretim teknolojileri aracılığı ile gelecekte yenilenebilir enerji üretmek ve kullanmak zorunda kalacak olan insanoğlu için iyi bir çözüm olacak ve tüm dünya ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisinin en az % 5-%10' u gibi bir miktarı bu yolla elde ederek hem işsizlik sorununa bir çözüm bulacak, hem de yukarıda saydığım diğer avantajlardan faydalanacaktır.

Umarım önümüzdeki dönemde yeni nesillere çalışmaktan korkmadan mutlu mesut yaşayabilecekleri güzel olanaklar sunabiliriz.

En derin saygılarımla.

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

 

Bu makalenin poster bildirisini indirmek için tıklayınız

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:
 
1- Sayın Atalay Kayalar, Ziraat Mühendisi, Çiftçi / 03.02.2009

iyi günler
yazınızı okudum.açıkçası uygulanabilirliği konusunda çok fazla şüphem var.
1-Bu kadar insanı (2500000) kapsayacak tesisleri nereye kuracaksınız
2-Büyük bir yatırım olacağı kesin.Maliyeti nedir ve maliyetini kaç senede amorti edecektir
3-Yatırıma nereden kaynak bulacaksınız
4-20 milyar dolar için IMF ile anlaşmaya çalıştığımız süreçte kaynak nereden bulunacak
bunlara karşın benim farklı bir tercih yapmam söz konusu.
bu kadar parayı madem buluyoruz neden iş sahası yaratmıyoruz?
Teşvik diye verilen ama hiç bir şekilde işe yaramayan teşviklerin doğru düzgün kullanılarak yeni üretim çiftlikleri yada iş kolları oluşturarak ağır sanayiye geçişi hızlandırmak bana biraz daha akıllıca geliyor.
saygılarımla
Atalay Kayalar
Ziraat Mühendisi (Çiftçi)

 

Cevap:

 

1- Tesisler küçük küçük mahalle ve köy bazında bile kurulabilir. Hatta birçok şehirde parklarda mevcut spor aletleri var. Bunlara elektrik üretim dinamoları takılabilir.


2- Bu artık maliyete bakılması gereken bir konu değildir. Dünyanın geldiği nokta, bu konuda maliyetlere bakılamayacak bir yerdedir.


3- Bunu yapmanın kaynağını düşünmek değil, yapmazsak hangi maliyetlere katlanmak zorunda kalacağımızı düşünmek zorundayız.(işsizlik depresyonu sonucu verim düşüklüğü, sosyal bunalım, obezite sonucu sağlık harcamaları, ilaç ve hastane masrafları, git gide hareketsizleşen ve sağlıksızlaşan nesiller)


4- Bu kadar para (ki 1 noda anlattığım gibi ilk etapta aşırı maliyetler söz konusu olmayabilir) yı bulsak bile iş sahası yaratamayız. Lakin artık üretimi tüketecek bir tüketim yok. Yatırımlar, tüketim ile ilişkilenmek zorunda. Çok tüketim ise kirlilik, çevre felaketleri, küresel ısınma ve israf ile sonuçlanıyor. Önümüzdeki 100 yılda bu sonuçlar çok daha ağır olacak.


Diyelim ki teşvikler mükemmelleşti, diyelim ki tarımsal üretimde gram sorunumuz yok. Diyelim ki inek başına 100 litre süt, dekar başına buğdaydan 5 ton ürün alıyoruz. Kim tüketecek? Diyelim ki dünyada verimsiz üretim yapılan bir karış toprak kalmadı, diyelim ki her olası yerde tarımsal üretim yapılıyor. Bu ürünler ne olacak? Avrupa hala tereyağı dağlarından kurtulamadı.


Kendi yazımla ilgili benim de çok fazla şüphem var emin olun. Ancak arada bir “acaba” ları ortaya koyup üzerine düşünmek, “nasıl çözülür” leri tetkik etmek ve tamamen olmasa bile kısmen olanakları zorlamak faydalı olur diye düşünüyorum.


İnsanlık ürettiği fazla enerjiyi, bel bölgesindeki yağlar olarak depolamak yerine yeniden kullanılabilir kılmak zorunda. Başka çözümünüz var ise memnuniyetle dinliyorum.


Kolay gelsin,

HOE

 
2- Sayın Murat Toloğlu / 03.02.2009

Ozan bey,

Makalenizi okudum. Sanırım kalori (cal) ile kilo-kalori (kcal)'yi birbirine karıştırmışsınız.

Bulduğunuz rakamlardan 3 sıfır atmanız yani 1000'e bölmeniz gerekiyor.
Bu durumda her gün 400 dakika pedal çevirecek bir kişi ayda 0,07 kWh hareket enerjisi üretecektir. Bu hareket enerjisi %100 verimle elektrik enerjisine dönüşse, %100 verimle tüketiciye sunulsa, ve hatta puant tarifeden satılsa bile vergiler dahil değeri 1.75 kuruş olur. HP (horse power) ile daha yüksek değerler elde edilebilir ve beygirler bu rakama çalışmayı kabul edebilirler diye düşünüyorum.

İyi çalışmalar dilerim.

Saygılarımla,

Murat Toloğlu
tologlu@...

 

Cevap:

 

Hayır Murat Bey yanılıyorsunuz.

http://www.aof.anadolu.edu.tr/kitap/EHSM/1209/unite05.pdf adresini inceleyiniz.

Ben de oluştururken yazının ortasında bahsettiğiniz konudan şüphelenip detaylı kontrol ettim.

Her şeyin ötesinde mantık kurun. Bisikletle 400 dakikada en az 50 km yol gidersiniz. Ayda 20 gün çalışsanız 1.000 km eder. 70 kg olsanız. 70 kg + bisiklet ağırlığı bir kütleyi 1000 km yol aldıracak güç 0,07 kWh olabilir mi?

Ayrıca lütfen şu linklere de bir göz atın (yazıdan önce bu linklerden ve gelişmelerden hiç haberim yoktu, şimdi gördüm):

http://apps.iktisat.eu/Blog/?e=19573&d=11/29/2008&s=Kom%C5%9Fu%20kad%C4%B1nlar%2C%20bisiklete%20binerek%20elektrik%20%C3%BCretiyor.%20PEK%
C4%B0N
http://imeceurunleri.blogspot.com/2007/12/elektrik-reten-kondisyon-bisikleti.html

Saygılarımla,
HOE

 
Tartışma Gruplarından Yorumlar

 

İlginç önerinizi ilgiyle okudum. Bir ek de ben yapmak isterim: eğer planladığını gibi 2.500.000 kişiyi enerji üretiminde eş zamanlı kullanacak bir enerji istasyonları ağı kurabilirseniz, bir kaç yüz bin kişinin de bu sistemi ayakta tutmak için çalışıyor olması gerekir. İşsizliğe bir darbe de buradan indirebilirsiniz.

Efe Goktogan

 


Ozan Bey bahsettiğiniz biçimde insana endeksli yenilenebilir enerji üretim modelleri üzerine dünyanın bir çok yerinde eşzamanlı olarak fikirler,icatlar türetilmekte.Bende izninizle iş kapsamıyla bağlantılı veya bağlantısız yeni bir kaç fikirle konuya katkı sağlayayım dedim. Örneğin kamuya ait şarj edilebilen bisikletler fikri;Şuan birçok avrupa şehrinde belediyeye ait bisikletlerle kamuya ücretsiz ulaşım imkanı verilmekte.Bu eylemin bir adım ötesine geçildi ve modifiye edilmiş bisikletlere takılan dinamolarla bu ulaşım sirkülasyonu içerisinde belirli miktarlarda elektrik enerjisini depolama amaçlanıyor.Bu depolanan enerjinin pilot şehirlerde belirlenmiş bisiklet park istasyonlarında bisikletlerden çekilerek depolanması planlanmaktadır.Sizin yazınızda bahsetmiş olduğunuz pozitif etkiler burada da karşımıza çıkıyor.Ayrıca Elizabeth Redmond 'un geliştirdiği powerleap projesi de insana endeksli enerji üretiminde bence bir devrim niteliğindedir.Bu proje, Kamusal alanlar gibi yüksek insan akış potansiyeline sahip yerlerdeki zemin döşemesini, piezoelektrik etki prensibiyle çalışan sensörlü sentetik döşemelerle değiştirme ve insanın zemine basarak uyguladığı basınctaki kinetik enerjiyi depolama fikri üzerinden geliştirilmiş.Şuan için ne kadar pragmatik olduğu tartışılan bu projenin geliştirilmesi ve çapının büyütülmesiyle gelecekte,nüfusu sürekli artmakta olan insanoğlunun başvuracağı olmazsa olmaz enerji üretim modellerinden biri olacağı kanaatindeyim.


Saygılar,


H.Baran Yıldırım



Bu konuda birkac noktaya deginmekte yarar gordum.

Uluslararasi Enerji Ajansi, UNEP gibi kaynaklardaki bilgilere gore yenilenir enerjiye dayali yesil ekonomiye gecisin parasal maliyeti 30 - 40 TRILYON dolar olarak hesaplaniyor.

Gelismis ulkelerin bugune kadarki cevresel etkilerinin maliyeti de 15 TRILYON dolarin uzerinde olarak belirtiliyor.

Iklim degisimi + kuraklasma + erozyon + collesme + yanlis arazi kullanimi + nufus artisi + kentlesme + kiyilarda yogunlasma + verimli tarim arazilerinin kitalarin %11'i duzeyine inmis olmasi +dakikada 50 ha. hizla ormansizlasma ....

SONUC: BEDELI KIM ve NASIL ODEYECEK?

A. Ergin Duygu
 


Cevap:

Duruma böyle yaklaşırsanız her türlü küresel sorun çözümsüz olarak gözükmeye mahkumdur.

Ben şu an hiç bir iktisatçının Yeşil ekonomiye geçişin net ve görece maliyetlerini kesin olarak hesaplayabileceğine inanmıyorum. Çünkü ne yeşil ekonomiye geçiş kesin bir reçetedir, ne de geçmezsek ödeyeceğimiz bedellerin ağırlığı bellidir.

Bir de çevresel etkilerin ekonomik değerinin nasıl ölçüldüğü sorunu var. Ormanlar, ırmaklar, endemik türler üzerlerinde fiyat etiketi ile gezmiyorlar. Türler yok olduğunda ne kadar para harcarsan harcayalım onları geri getiremiyoruz.

Ayrıca yapılan her harcama yapılmasından feragat edilen başka bir harcama demektir. Yani yapılmasını istemediğimiz harcamalar (askeri harcamalar, nükleer santral yatırımları, büyük barajlar, havacılık sektörüne yatırılan paralar, otomotiv endüstrisi, golf sahalarına giden kaynaklar...) zaten Yeşil bir ekonomiye geçişin bedellerinin oldukça üstünde.

Monbiot'dan esinlenerek: Çağımızın en büyük yanılgılarından biri çevre korumaya para harcayarak kalkınılamayacağı fikri. Oysa tam tersine çevreyi korumadan uzun vadeli bir kalkınma mümkün değildir.

Efe Goktogan
 


Ozan bey merhaba,

Tübitak'ta çalışırken bir yandan işimizi yapar, bir yandan da kuruma gönderilen, sizinki gibi parlak fikir önerilerini inceler, öneri sahiplerinin içlerindeki araştırma aşkını da zedelemeden nerede hatalı olduklarını uygun lisanla izah etmeye çalışırdık.

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=4&soru_id=2597 adresindeki kalori açıklamasını incelemenizi öneririm. Anadolu Üniversitesi'nin yazısını okudum. Oradaki kalori tanımı da yaklaşık aynı. Adına ister büyük deyin ister küçük deyin 1 ml yada 1 gram suyun sicaklığını 1 at basınçta 3.5 derece C den 1 derece C artırmak için gereken enerji miktarı "kalori" dir. Kilokalori yada 1000 kalori değildir.

Bisiklet örneğinde kişi bisikleti hareket ettirirken sadece statik ve dinamik sürtünmeleri yenecek kadar enerji harcar. Bunlar: zincir ve dişli arasındaki sürtünmeler, tekerlek bilyalarındaki sürtünmeler, lastik ve yol arasındaki sürtünmeler ve hava sürtünmeleridir. Buna ilaveten, yokuş çıkılıyorsa yükseklik artışıyla oluşan potansiyel enerji farkını sürücü karşılamak durumundadır. Yokuş ne kadar dikse, birim zamanda artan potansiyel enerji daha fazla olacak ve sürücü
daha fazla kuvvet uygulamak zorunda kalacaktır. Düz zeminde ilerlerken sürücünün 70 kg. ağırlığının(sürtünmeleri ihmal edilecek kadar artırması yanında) önemi yoktur.

Sizin gözden kaçırdığınız husus şu: kişiye her gün 400 dakika pedal çevirtip ne kadar enerji harcatmayı hedeflediğinizi iyi tespit etmelisiniz. Ben sizin 5 kalori /dakika varsayımınızdan yola çıkıp hesap yaptım. Tabii ki insanı köle gibi çalıştırıp daha fazla iş yaptırma olanağı vardır ama bana pek çağdaş görünmüyor. Ayrıca gıda takviyesinin maliyetini ve insan vücudunun enerji verimliliğini de hesaba katmak gerek.

SİZE KATILDIĞIM HUSUS: İsterseniz öneriyi biraz değiştirelim. İnsanlar gönüllü enerji üreticisi olsunlar ! Spor salonlarında kullanılan koşu bantlarının, bisikletlerin ve diğer aletlerin tasarımında değişiklikler yapılarak, kişilerin spor yaparken harcadıkları enerjiyi ekonomiye kazandırma olanağı vardır. Örneğin kondisyon bisikletinde enerji tüketimini artırmak için bisikletin sürtünmesi artırılır. Sürtünmede açığa çıkan enerji ısı olarak ortama yayılır ve bir de bu artan ısıyı ortamdan atmak için klima kullanılır, daha da enerji harcanır. Halbuki kondisyon bisikletinde sürtünme yerine bir dinamo kullanılsa kişinin spor yaparken harcadığı enerji elektrik enerjisine dönüştürülebilir, depolanabilir, şebekeye geri satılabilir vs. Kondisyon setlerinde klasik ağırlıklar değil dinamo kullanılabilir. Yürüyüş bantlarında piezo elektrik vb yöntemlerle enerji üretilebilir.

Konuya bu açıdan bakarsanız bu kez ağır spor sırasında harcanan enerji miktarını baz alabilirsiniz. Milyonlarca kişi her gün zaten çılgınlar gibi spor yapıp enerji tüketiyor. Buna rağmen yine de, işin fizibiltesi yapılırsa çok büyük bir katma değer oluşacağını sanmıyorum. Diğer yandan çevrecilik vb nedenlerle bu yaklaşımdan ticari başarı elde etmek söz konusu olabilir. Bu konuya yatırım yapmayı düşünürseniz yada yatırım yapmayı düşünecek yatırımcılar bulabilirseniz size fikrin hayata geçmesinde yardımcı olabilirim. Günümüzde 5 milyon dolar'dan aşağı sermaye ile böyle iddialı konularda kayda değer sonuçlar alınamayacağı düşüncemi de eklemek isterim.

Saygılarımla,

Murat Toloğlu
 


 

Sn. H. Ozan Erzincanlı,

Makalenizi okudum. İyi niyetiniz ve hem işsizliğe hem de enerji sorununa çözüm getirecek çok yönlü arayışlar içinde olmanızdan dolayı sizi kutluyorum.

Ancak aşağıdaki hususları da dikkate almanızda fayda olduğunu düşünüyorum:


1) İnsan gücü ile çalışan elektrik santrallerinde çalıştırarak, 8 saatlik bir çalışma ile elde edebileceğiniz azami 2000 kcal enerjinin, ortalama % 85 verimle dönüşebileceği elektrik enerjisi en fazla 2 kwh civarında olur. 2 kwh elektrik enerjisi de piyasa fiyatları ile en fazla 30 kuruş eder. Yatırım maliyeti falan bir yana, santralin ürettiği katma değerin tamamını işsizlere verseniz bile, nu insanları günlük 30 kuruş yevmiye ile nasıl çalıştırabilirsiniz ? Dediğiniz gibi devlet bu adamlara asgari ücret vermeye kalksa, verdiği paranın en az %99’unu cepten finanse etmek zorunda kalır.

2) Sağlık için spor yapanların da ortalama olarak günde kazandırabileceği elektrik enerjisi değeri de en fazla 7,5 kuruş oluyor. Yani adam her gün temiz enerji için gelip enerji üretim merkezinde spor yapsa, aylık enerji katma değeri 225 kuruş olacak. Sizce buna değer mi ?

3) Bu iş insan gücü ile bu kadar kolay olmuş olsaydı, Makine Mühendisliği diye bir meslek ihtiyacı ortaya çıkmazdı, her işi insan gücü ile yapardık.

4) Günlük 30 kuruşu Somali’deki açlar bile santralde çalışmayı değil, aç karına ağaç gölgesinde yatmayı tercih ederler. Bu tercih meselesi insanın doğasında var.

5) Yok, illa da bedeni bir güç ile bunu yapmak isterseniz, bizden önceki insanların uzun yıllar önce keşfettikleri ve halen gücünden yararlanılan at var, eşek var, öküz var, deve var, fil var. Bunlar hiç değilse 0,5 - 5 Beygir Gücü’nde canlılar. Ortalama 1 BG olsalar, 0,75 kw ederler. Günde 8 saat bu hayvanlar çalışsa, hiç değilse hayvan başına %85 dönüşüm verimliliği ile 5 kwh elektrik elde edersiniz. Hayvan başına 5 kwh elektrik enerjisinin piyasa değeri 75 kuruş eder, bu para ile belki bu hayvanlara saman, gıda artığı gibi şeyler yedirecek parayı bulabilirsiniz.

6) İnsan gücü santrallerinde elektrik üretimi HITLER Almanyasında, MUSSOLINI İtalyasında bile yapılamayacak kadar zor şeylerdi, halen de psikoljik, sosyolojik ve siyasi olarak olası değil.

7) Bence bir Ziraat Mühendisi olarak, yüksek verimle alkol üretilebilecek bitkiler üzerinde çalışıp, zirai kaynaklı yakıt ya da tarlaya ekilerek yetiştirilebilecek, güneş pili yapımında kullanılabilecek bitkisel hücre tasarımı üzerinde çalışırsanız, daha mesleki ve anlamlı bir çalışma olur.

8) İnsan gücü ile çalışan elektrik santrali, zaten alternatörün keşfi ile eş zamanlı çok eski bir hadisedir. Bu nedenle; alternatör bulunur bulunmaz, insan gücü ile birkaç tur çevrildikten sonra hiç vakit kaybetmeden (hayvan gücünü bile es geçip) alternatörlerin su gücü ile(hidroelektrik), buhar gücü ya da kızgın ve basınçlı gazlar ile (termik santraller) ile rüzgar gücü ile, deniz dalgaları gücü ile, nükleer güç ile çalışması yönünde ilerlenmiştir.


Selam ve saygılarımla,

Haşim ACAR

Mak.Y.Müh.
 


 

Merhabalar

Haşim ACAR Beyin Szölerine katılmıyorum çünkü, insan gücünün yakmış olduğu enerjiyle 8 saatlik bir çalışma sonucunda 2 kw lık bir enerji üretebileceğini söyledi bu bence saçma çünkü sebebini bir kişi isterse 8 saattee 8 kw hatta iyi bir çalışma ile 8 saatte 20 kw bile enerji üretebilir ve bunu çok rahatlıkla yapabilir.
bununla ilgili eğer teknik bilgi ve döküman isternirse mail adresime teknik döküman sitiyorum şeklinde bir ayzıması durumunda kendisine gerekli bilgiyi açık ve denenmiş bir prototip ürünle gösterebilirim. hatta adres verebilir bizzat kendisini davet eder ürünün kendisinide gösterebilirim.
iyi çalışmalar

ismail AYDIN
Teknoloji-Bilişim Uz.


Haşim bey, -Okul arkadaşın olarak şakayla karışık aşağıda ki cevabı kabul edeceğini umuyorum.-

Eğer insan bu kadar kaloriyi zaten alıyor ve şişmanlıyorsa (Söz gelimi siz kaç kalori alıyorsunuz) hem enerji üretse hem de daha sağlıklı olsa fena mı olur?

İşin ciddi tarafına gelince:

1-İnsanı enerji üreten bir makina olarak aldığımızda verimi çok düşük bir makina olduğunu bu işe kafa yormuş herkes bilir.

2-Verimsiz olan bu makinanın temiz bir enerji kaynağı olduğunu kim nereden çıkartıyor anlamadım. Karbon salınımı bakımından bir kilo
zetin yağını jeneratörde (biyodizel olarak) kullansanız, ürettiği birim enerji için insandan daha az karbondioksit salar.

3-Diğer yandan bir insanın 2 km yürümekle yaktığı enerji araba ile gitmesine kıyasla çok daha azdır. çünkü insan net taşınması gereken kütleyi taşırken araba yaklaşık 9 misli bir darayı taşır ayrıca motoru ısıtır. vb.

4-Geçmişte esirlerin ya da hayvanların enerji kaynağı olarak kullanılması zaten denenmiş ve terkedilmiş yöntemler değilmidir?

selamlar

Nevzat Cumhur


 

Konu ile ilgili görüş bildiren tüm ilgililere teşekkür ederim.

Ben temelinde bir araştırıcıyım. Bu, benim uzun dönemli planlarım içerisinde "hayaller" kısmında aylardır duran; üzerine sürekli düşündüğüm bir fikirdi. Olgunlaştırabildiğim son noktaya kadar olgunlaştırıp, fikirlerimi olabildiğince objektif ve faydalı açıklamaya çalıştım. Çok değerli geri dönüşler aldım ve herkese teşekkür ediyorum.

Bu benim üzerine yoğunlaşmayı düşündüğüm bir konu değil. Zaten alanım da değil. Kimse karışmadığı için mecbur kaldım. Yatırımlarımızı Haşim Bey' in nasihat ettiği gibi tarım alanında yapıyoruz. Bahsettiği tüm konularda da olabildiği kadar yetkinizdir çok şükür.

Murat Bey' in bahsettiği gibi bir spor tesisi benim emeklilikte keyifle uygulamayı hayal ettiğim bir yatırım. İnsanlara ücret ödemek değil ama ücretsiz ve kaliteli spor tesisi hizmeti sunmak ve buradan
üretilen enerjiyi (o zamana kadar konu ile ilgili prosedürler etkinleşir umuyorum) devlete satmak veya başka şekilde değere dönüştürmeyi hayal ediyorum. Dilerim gereken istek ve azmimi kaybetmeden uygulayabilirim.

Ve umarım bana tüm cevap verenler bu makaleyi oluşturmak için bedelsiz olarak bir çok çaba harcadığımın; bir çözüm sunmak için debelendiğimin ve bu inisiyatifle başlayacak ve büyüyecek bir
projenin dünyayı daha güzel bir hale getirebilme potansiyeli olduğunun farkındadır.

Başka görüşleri olanlar da varsa lütfen bildirsin. Buradan gelen değerli görüş ve yorumları makalenin yayınlandığı kısma ekliyoruz.

İyi günler,
H. Ozan Erzincanlı


Haşim Bey fazla bile söylemiş.

Biz GYM de modern kondisyon aletlerinde egzersiz de kaç watt enerji yaktığımızı ölçüyoruz saatte 200 watın üstüne iyi atletlerin bile çıkması zor oluyor.

Ayrıca bunu bir kaç kaç saatten fazla yapmak çok zor.

Saygılar Sevgiler

Ali Sayakci


Ben bir ekleme daha yapayım: GYM aletlerinin (yaklaşık) hesaplayıp gösterdiği enerji değeri sporcunun vücudunda harcanan enerji değeridir. Bu enerjinin bir kısmı vücut sıcaklığını artırır, bir kısmı ısı olarak ortama yayılır ve ancak geri kalanından "kuvvet X yol" olarak ifade edebileceğimiz mekanik enerji ya da "iş" olarak yararlanılabilir.

Saygı ve sevgilerimle,
Murat Toloğlu

 

 

 

Haber:

1 Saat pedal çevirerek bir evin 24 saatlik enerji ihtiyacını karşılayan bisiklet (17/11/2015)

Dünyanın en önemli meselelerinin su ve enerji olduğunu söyleyen ünlü girişimci Manoj Bhargava ve ekibi enerji üretimi için verimli bir bisiklet geliştirdi.

5-Hour Energy isimli enerji içecekleri şirketlerinin kurucusu olan ünlü isim Manoj Bhargava, kendi kurmuş olduğu özel ekibiyle birlikte bir bisiklet geliştirdi.

Haberin tamamı: http://enerjienstitusu.com/2015/11/17/1-saat-pedal-cevirerek-bir-evin-24-saatlik-enerjini-ihtiyacini-karsilayan-bisiklet/

 

 

anasayfa

 


Eklemek istedikleriniz konular varsa lütfen bize yazınız.

Barınaklar, biyogaz, biyodizel, samanın yem değerinin arttırılması

anasayfa  |   bize yazın

tar-get@tarimsal.com