14.01.2008

Tarımsal Yatırım Yapmak

(Büyükbaş Hayvancılık Nerede ve Nasıl Yapılmalıdır?)

2. Bölüm – Yatırımın Yerine ve Tipine Karar Vermek

Kişiler ve kurumlar iki temel çıkış noktası ile tarımsal yatırım yapma kararı alırlar.

A) Arazi temelli yatırım fikri:

Burada yatırımı yapacak kişi veya kurumun atıl bekleyen bir tarım arazisi vardır. Buradan ya hiç gelir elde edememektedir ya da arazinin işletilmesi orada yerel bir üreticiye verilmiştir ve cüzi kazançlar elde edilmektedir.

Ya da memleketine yatırım yapmayı planlamaktadır. Bu durumda yatırımın yapılacağı arazi belli, yapılacak üretim pek belli değildir.

B) Duyum temelli yatırım fikri:

Burada yatırımcı bir şekilde bir tarımsal yatırımın karlı veya keyifli olduğuna dair duyum almıştır. Veya çok başka sebeplerle tarımsal yatırım yapmayı kafasına koymuştur. Burada yatırımcının üretim tipi belli ancak diğer konular pek belli değildir.

(Bu arada en kötüsü, ne mekan ne de üretim tipi konusunda fikri olmayıp, sadece tarımsal yatırım yapmayı aklına koymuş olan yatırımcı tipidir. Hatalı bile olsa yatırımcı ya yatırım yapılacak yer ya da yatırım tipi hakkında ön karar vererek yola koyulmalıdır. Aksi halde daha başlangıç aşamasında defalarca fikir değiştirmek ve sonunda da yorularak hatalı karar vermek sıkça görülen bir olgudur.)

Gelin biz olası tarımsal yatırım tiplerini bölgelere göre değerlendirelim. Ve bu bilgi ve yorumlar ışığında kararımızı netleştirmeye çalışalım:



2.1- Hayvansal Üretim Yatırımı

2.1.1- Büyükbaş Hayvancılık

İşte tarımsal yatırım denildiğinde herkesin aklına en çok gelen yatırım tipi. Süt veren inekler, her yıl bir adet yavru, hayvanların ucuz samanı yemeleri ve bunu değerli tertemiz süte dönüştürmeleri. Kazanılan paralar ve eşe dosta anlatılan mutlu “Ali Baba’ nın Çiftliği” hikâyelerinin hayali!

Evet, hayali diyorum çünkü yukarıda bahsettiklerimi sığırcılıkta sadece yatırımı yapmadan önce rüyamızda görebiliyoruz. Ondan sonra gerçek hayat çıkıyor karşımıza.

Peki, gerçekleri inceleyelim:

Büyükbaş Hayvancılık Karlı mıdır?

Karlılığa karar verebilmek için öncelikle bu üretim tipinde bizim için en önemli girdinin ne olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Fazla düşünmeye gerek yok. Tüm hayvansal üretim yatırımlarında en önemli girdi “yem” dir.

Teorik olarak bilmemiz gerekir ki hemen hemen (yemin satın alınıp hayvana sunulduğu ekstansif yetiştiricilikte) tüm hayvansal yatırım tiplerinde yem giderleri, toplam giderlerin %70’ ini (% 50 ila % 90 arasında değişir) kapsar.

Şimdi bu veriye göre bilgilerimizi sınayalım.(Hesaplamayı kolaylaştırmak için tamamen ortalama alıyoruz. Lakin hayvanın tüketeceği yem, zamana, ortam sıcaklığına, hareketliliğe, yaşa ve benzeri birçok şeye göre değişir.)

Diyelim ki 500 kg’ lık bir inek günde şu yemleri yiyor:

 

Yem

Miktar

Kuru yonca: 4 kg
Mısır silajı: 10 kg
Yaş pancar posası: 15 kg
Süt karma yemi: 9 kg


Bu yemlerin hepsini dışarıdan satın alıyor olsak bir ineğin bir günlük yem maliyetini kolayca hesaplayabiliriz. Buna göre ortalama fiyatlar ile hesaplayalım:

 

Yem

Kg fiyatı

Kuru yonca: 0,30 YTL*
Mısır silajı: 0,26 YTL*
Yaş pancar posası: 0,06 YTL
Süt karma yemi: 0,48 YTL*

*2007 Yılı Eylül Ayı Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Verileri

Buna göre bir hayvanın günlük yem gideri:

 

Yem

Hesap

Günlük gider

Kuru yonca 0,30 YTL/kg x 4 kg 1,2 YTL
Mısır silajı 0,26 YTL/kg x 10 kg 2,6 YTL
Yaş pancar posası: 0,06 YTL/kg x 15 kg 0,9 YTL
Süt karma yemi: 0,48 YTL/kg x 9 kg 4,32 YTL
Toplam (hayvan başına günlük yem gideri) 9,02 YTL*

* Daha önce 7,02 YTL olarak hesaplanmış olan günlük yem gideri, dikkatli bir okuyucumuzun uyarısı ile 9,02 YTL olarak düzeltilmiştir. Aşağıdaki hesaplar da buna göre yeniden düzenlenmiştir.

Giderlerimizin % 70’ i yem gideri demiştik. Yani hayvan başına tüm giderlerimiz:

% 70’i 9,02 YTL ise %100 ‘ ü kaçtır?

(100 x 9,02) / 70 = 12,9 YTL

Buna göre biz bir hayvan için günde toplam 12,9 YTL sabit masraf (işçilik, veteriner hizmetleri, su, elektrik dahil) yapıyoruz.

Yani süt fiyatının 0,60 YTL/ litre olduğu bir ortamda bu inekten zarar etmemek için günlük ortalama en az 21,5 litre süt almalıyız. Aksi halde zarar ederiz.

12,9 YTL / 0,60 = 21,5 litre

Buna göre inek başına günlük sabit masrafın 12,9 YTL olduğu bir sürüde, süt satış fiyatı 0,60 YTL iken farklı süt verimlerinde karlılığı hesaplayalım:
 

 

10 litre verim/inek

15 litre verim/inek

20 litre verim /inek

25 litre verim/inek

1 inekten günlük kar

- 7 YTL/gün

- 4 YTL/gün

- 0,9 YTL/gün

2,1 YTL/gün

50 inekten günlük kar

- 344 YTL

- 194 YTL

- 44 YTL

106 YTL

50 ineklik çiftlikte yıllık kar

- 125.664 YTL

- 70.914 YTL

- 16.164 YTL

38.586 YTL



Bir de ineklerinin süt verimi ortalama 20 litre olan bir sürüde, süt satış fiyatı 0,60 YTL iken hayvan başına günlük giderimiz ne olursa karımızın ne olacağını hesaplayalım:

 

 

5 YTL masraf/inek

(3,5 YTL yem gideri)

7,5 YTL masraf /inek

(5,25 YTL yem gideri)

10 YTL masraf /inek

(7 YTL yem gideri)

12,9 YTL masraf/inek

(9,02 YTL yem gideri)

1 inekten günlük kar

7 YTL/gün

4,5 YTL/gün

2 YTL/gün

-0,9 YTL/gün

50 inekten günlük kar

350 YTL

225 YTL

100 YTL

-44,3 YTL

50 ineklik çiftlikte yıllık kar

127.750 YTL

82.125 YTL

36.500 YTL

-16.164 YTL



Yukarıdaki tabloya göre eğer süt verimi ortalaması 20 litre olan 50 ineklik bir işletmemiz var ise ve hayvan başına günlük yem giderimiz 3,5 YTL ise kabaca yılda 100.000 – 150.000 YTL kar elde etmeyi umabiliriz.

Ancak günlük yem giderimiz 9,02 YTL ise (ki resmi yem fiyatı rakamları ile durumum budur) yılda 10.000 – 30.000 YTL zarar etmemiz beklenecektir!

Yem giderimiz bu oranda ise mutlaka sürü süt verimi ortalamasının 21,5 litreden fazla olması gerekir. Eğer bu yem fiyatları ile sürünün süt verimi ortalaması 10 litre ise yılda 100.000 – 150.000 YTL zarar ederiz.

Dikkat: Hayvancılıkta zarar etmenin bir sebebi de gereksiz istihdamdır. Normalde 100 başlık bir süt sığırı işletmesinde iki işçi tüm işleri kolaylıkla yürütebilir. Belki bir işçi daha, dönüşümlü çalışmayı sağlamak için istihdam edilebilir ve böylece her işçi 2 günde bir istirahat eder. Ancak 100 başlık bir işletmede 5-10 işçi istihdam etmek işletmenin zarar etmesine ve verimsiz çalışmasına sebep olur. Sonuçta bu işletme batacak ve herkes işsiz kalacaktır.


Notlar:

1- Yukarıdaki hesaplara hibe, teşvik ve desteklemelerden gelen kolaylıklar dâhil edilmemiştir. Bu kolaylıkları da dâhil ederek kendi karlılık listelerinizi oluşturabilirsiniz.

2- Günlük süt verimi, 305 günlük toplam laktasyon süt veriminin ortalamasıdır.

3- Yukarıdaki hesapta 13-15 ayda doğan bir buzağı geliri hesaplanmamıştır. Bu gelirin, ineğin süt vermeden geçirdiği süredeki yem gideri ile örtüştüğü farz edilmiştir.

4- Yukarıdaki karlılık hesabı profesyonel çalışmalarda kaynak teşkil etmek amacıyla yapılmamıştır. Süt üretimine dair bir işletmenin genel karlılığını öngörmek için kaba bir hesaplama yöntemidir.


Yukarıdaki hesaplamalarda da net olarak görüldüğü gibi ancak yem giderleri düşük olursa hayvancılıktan kar edilebilir. Yüksek yem giderleri, işletmenin zarar etmesine sebep olur.

Süt Sığırcılığını Nerede Yapalım?

Yukarıdaki bilgilere ve hesaplamalara göre açıkça anlaşılıyor ki ucuz yem var ise karlı hayvancılık, süt üretimi yapabiliriz. Eğer yemi ucuza temin edemiyor isek, zarar edeceğiz demektir. Çünkü et meselesi, süt meselesi aslında ot meselesidir. Yani yeterli otunuz, yeşilliğiniz varsa hayvansal ürün üretir ve kar edebilirsiniz. Aksi halde zarar edeceğiniz açıktır.

Bu durumda karlı hayvancılık için en temel mesele, ucuz ot bulma, hayvanlar ile düşük maliyetli otu buluşturma meselesidir. En ucuz ot ise meradan otlatma veya çayırdan biçilen otları hayvanlara yedirmek ile olur (çayır biçilerek, mera ise otlatılarak değerlendirilen doğal ve yapay yeşil alanı ifade eder). Bu durumda bulunduğumuz bölgenin çayır-mera imkânları, o bölgede hayvancılık yatırımı konusunda bilgiler verecektir.

Bu sebeple gelin öncelikle ülkemizin bölgelerindeki çayır-meraların ot verimlerini inceleyelim:

Çizelge 1- Türkiye’ de Bölgelere Göre Çayır-Mera alanları ve Verimleri (1975)

 

Bölgeler

Çayır Alanı
(hektar)

Mera Alanı
(hektar)

Hektardan Alınan Kuru Ot (kg)

Karadeniz

12.579

1.685.050

900

Marmara

20.986

475.234

600

Ege

22.341

1.027.468

600

Akdeniz

22.069

980.319

450

İç Anadolu

274.581

5.904.547

300

Doğu Anadolu

302.809

8.624.397

800

Güneydoğu Anadolu

587

2.426.098

300

Kaynak: Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları no 483; Çayır-Mera Kültürü, Amenajmanı, Islahı (Veriler kitabın yazarı Prof. Dr. M. Sadık Gençkan tarafından literatüre göre hazırlanmıştır.)

Yukarıdaki çizelgeye göre ot verimi en yüksek iki bölge Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesidir. Ancak yatırımı nerede yapmamızın üretim açısından daha verimli olacağını planlarken ek bilgilere ihtiyacımız olacak. Bu sebeple aşağıdaki çizelgeyi de inceleyelim:

Çizelge 2- Bölgelere Göre Çayır - Mera Arazisi Dağılımı ve Kapasitesi

B.B.H.B: Büyük baş hayvan birimi (500 kg canlı ağırlığa sahip büyük baş hayvanı ifade eder.)

(Burada aslında ülkemizde hayvancılık konusundaki en büyük eksiklik göze hemen çarpıyor. Karlı hayvansal üretim için en önemli mesele ot verimi ancak ülkemizin çayır-mera verimlerini öğrenebildiğimiz kaynaklar 1975-1985 yıllarına ait. Yeni verilerimiz maalesef yok ya da kolay ulaşılabilir yapıda değil.)

Bence hayvansal üretim konusunda yatırım yapmak isteyen her kişi ve kurumun uzun uzun incelemesi gereken iki çizelge yukarıdadır. Yukarıdaki bu iki çizelge (elbette daha güncel olanları) sadece yatırımcıların değil, karar alıcıların ve yasa koyucuların da ellerinin altından düşürmemesi gereken çizelgelerdir.

Buna göre hayvancılık yapılması en mantıklı bölge Doğu Anadolu, daha sonra Karadeniz bölgesidir. Ancak Karadeniz bölgesinde alanlar küçük ve çok eğimli olduğu ayrıca hayvancılık harici diğer tarımsal üretimler için de potansiyel önemi olduğu için (fındık, çay, likapa gibi karlı üretimler yapılabilir) Doğu Anadolu bölgesi ülkemizin hayvancılık için en uygun bölgesidir.

Yukarıdaki çizelgelerde verilen çayır-mera verimleri, ıslah edilmemiş doğal çayır-meralardır. Bu alanlar ıslah edilip doğru yönetildiğinde ot verimlerinin birkaç misli artacağı öngörülebilir. Hele ki geniş alanlarda yem bitkileri tarımı yapılmaya başlanır ise ülkemizde hayvansal üretim verimleri hızla artacaktır.

Yukarıdaki çizelgelere göre bol ot verimi olan bölgelerde yem ucuza elde edilecektir. Girişte yaptığımız hesaplara göre de hayvan başına yem maliyeti oldukça aşağı seviyelere düşebilir. Örneğin Doğu Anadolu’ da bir hayvansal üretim işletmesi yazın otlarını çayırdan biçerek silaj yapar. Bir kısmını kurutarak depolar. Yaz kış bu değerli ve ucuz besini hayvanlarına vererek ve yazın hayvanları meraya çıkartarak çok düşük maliyet ile hayvansal ürün üretebilir.



Yüksek süt verimli sürülerde, süt yemi fiyatının süt fiyatından ucuz olduğu zamanlarda, hayvanlara ek süt yemi takviyesi yapılabilir. Tabi burada büyük işletmeler için yem bitkilerini üreterek süt yemini de kendi imkanları ile yapmak veya hammaddeyi yem fabrikasına verip karma yem yaptırmak karlı olacaktır.

Tüm yazıyı ve yorumumu özetleyecek olursak:

Prensip 1: Büyükbaş hayvancılık ucuz yem var ise karlıdır.

Prensip 2: Türkiye’ de hayvancılık, Doğu Anadolu bölgesinde yapılmalıdır.

 

En derin saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı
Ziraat Yüksek Mühendisi
www.tarimsal.com

 

Okuyanların katkı ve yorumları, soruları ve cevaplar:

1- Sayın Adnan Semenderoğlu, Coğrafyacı, İZMİR

14 Ocak 2008 saat 11.42' de Sayın Adnan Semenderoğlu makaleyi okumuş ve şu yorumları yapmış. (Yazışma tar-get@tarimsal.com e-posta adresine gönderilen posta aracılığı ile gerçekleşmiştir.)

Merhabalar

Hakan beyin hayvancılık yatırımı konusundaki yazısını ilgiyle okudum. Ancak sonuç olarak ucuz yem teminine bağlayıp, uygun yer olarak Doğu Anadolu'yu göstermesi formülünü beğendiğimi söyleyemem. Ben tarımcı olmamakla beraber bu tür konulara ilgi duymaktayım. En azından coğrafyacı olarak. Öncelikle Avrupa'da tarım alanlarının %25'inin yem bitkilerine ayrıldığını, ülkemizde ise bunun %5'leri geçmediğini hatırda tutmak gerekiyor. Türkiye şartlarında bir işletmenin dışarıda yem aldığı takdirde kar etmesi ya da tatmin edici gelir elde etmesi hiç bir zaman mümkün olamaz. Bu durumda bir işletmenin ihtiyacı kadar yem bitkileri ekebileceği arazi parçasına sahip olmadıkça ayakta durması beklenemez. Açıkçası ülkemizde işletmedeki belirli hayvan sayısına göre yeterli büyüklükte bir arazi ile birlikte (entansif hayvancılık için) çiftliklerin kurulması teşvik edilmelidir. Bunun dışındakiler desteklenmemelidir. Bu yönde planlama ve destekleme, eğitim vb çalışmaları yapılmalıdır. Ülkemizde yem bitkilerinin ekiliş alanları arttırılsa bile, yem bitki üretimi yapacak araziye sahip olmayan işletmelerin verimli olmaları beklenemez. Ancak bu şekilde üretici tatmin olur, tüketici de daha uygun fiyata et ve süt ürünlerini satın alabilir. Avrupa'da işçilik vb her türlü maliyet bizden daha yüksek olmasına rağmen bizden çok daha ucuza et yiyiyorlar. Sadece sübvansiyonlarla bunun gerçekleştiğini düşünmek son derece yalnış olur. Olay araziden yararlanma ve planlama ile ilgili. Düşüncemi belirtmek isteğim yararlı olmayı amaçladığımdandır. Yararlı çalışmalarınızın devam etmesi dileğimle.

Adnan Semenderoğlu

Yanıt:

Sayın Semenderoğlu,

Beyanınızda haklısınız.

Zaten sizden farklı bir şey dediğimi sanmıyorum. Bakınız en alttan 3. paragrafı aynen aşağı kopyalıyorum:

Yukarıdaki çizelgelerde verilen çayır-mera verimleri, ıslah edilmemiş doğal çayır-meralardır. Bu alanlar ıslah edilip doğru yönetildiğinde ot verimlerinin birkaç misli artacağı öngörülebilir. Hele ki geniş alanlarda yem bitkileri tarımı yapılmaya başlanır ise ülkemizde hayvansal üretim verimleri hızla artacaktır.

Burada en temel olay,  yem bitkileri yetiştirmenin yanında, mevcut çayır-meraları sonuna kadar kullanabilmektir. Şu an Doğu Anadolu’ daki çayır-meraların verimli kullanılmadığını düşünmüyorum.

1-      Örneğin, meraya önce büyükbaşların, sonra küçükbaşların girmesi gerekir. (büyükbaşlar uzun otu dili ile koparır, küçükbaş ot kısa bile olsa dudağı ile otu dibine kadar yer.)

2-      Ağır otlatmadan kaçınılarak otların çoğalabilmesine imkan verilmelidir.

3-      Otların hiçbir biçimde biçilmeden kaldığı çayırlar mutlaka biçilmeli ve biçilen bu otlar mutlaka kurutma veya silaj yapımı ile hayvanlara yedirilmelidir.

Bunun dışında, ot verimi yüksek bölgelerde yem bitkileri tarımı yapmak da şart olmayabilir.

Almanya’ da iki çiftlik ziyaret etmiştim. İkisi de etrafı çitle çevrilmiş serbest mera idi. Birinde karavan şeklinde bir süt sağım ünitesi vardı ve hayvanlar sütleri geldikçe bu kabine girip otomatik olarak sütlerini sağdırıyordu. Bir görevli günde iki kez gelip süt karavanını boşu ile değiştiriyordu.

Diğeri ise organik besi çiftliği idi. Hayvanlar yavruları, kızları, babaları ile büyüyor; belli bir yaşa gelen özellikle erkek hayvanlar kesiliyordu.

İki çiftlikte de dışarıdan yem verme yoktu. İki çiftlikte de işgücü neredeyse ayda 2-3 adam/gün civarı idi. İki çiftlikte de ekstra yem bitkileri tarımı yapılmıyordu.

Kısacası, evet yem bitkileri tarımı yapmalıyız. Hem de çok fazla yapmalıyız,

Ama daha o aşamaya gelmeden önce geçilmesi gereken de 2 aşamamız var:

1-      Mevcut çayır meraları tam kullanmak.

2-      Mevcut çayır meraları ıslah etmek.

Çünkü önce çayır meraları tam kapasiteli kullanmaz isek, insan gıdası üretilebilecek verimli arazilerde hayvan gıdası üretmek gibi gereksiz bir açmaza sürükleniriz.

Aslında aynı dilden konuşuyoruz da farklı yönleri ile belirtiyoruz sanırım.

Katkılarınız için çok teşekkür ederiz.

Saygılarımla,

Hakan Ozan Erzincanlı

anasayfa