Fikir 1- Bina Kentler - Yüzer Kentler

 

Özellikle şehirler için Dünya' nın insanın herzelerinden; insanın da sağlıksız yaşamdan kurtuluşunun en olası yolunun dev ekolojik binalar olduğunu düşünüyorum.

50.000 kişilik bir bina-kent. Tamamen kendine yeterli ve atık üretmeyen bir bina düşünün... Örneğin her katı 1000 kişiden 50 katlı... Katlar içi bisiklet-el arabası vs, katlar arası asansör-merdiven vs. Güneş, rüzgar, biyogaz, piezoelektrik vs ile enerji üretimi.. Sera, tarla, bahçe, koruluklar...Okul, atölye, güvenlik birimleri katlarda...Fosil yakıt ihtiyacı gitgide azalarak yok olurdu..Binalar dışı alanlar doğal park olabilirdi.

Hem insanlık olarak günahlarımızın bedelini öder; hem de kirli-güneşsiz-sağlıksız bir ortamda yaşamak zorunda kalmazdık.

50.000 kişlik bir suüstü yüzer yaşam alanı... Her milletten sürdürülebilirlik tutkunu insanlar... internet yolu ile dünya ile bilgi alış verişi sınırsız ancak tüm meta üretim ve atık dõnüşümü kendi içinde. Harika bir topluluk...varlığı dünyayı hafifleten...olur mu?

Aslında bol alternatif çözüm var. Ancak çıkar çevrelerini ikna etmeye çalışmak beyhude.

Bu yüzer kentten bir tane yapılsa gerisi gelir. 1000 tane yapılsa okyanus için hiç bir şey ancak 50 milyon insan denizlere açılır, küresel ısınma etkilerini azaltmaya başlar. 100.000 gemi-kent ile 5 milyar insan denizlerde yaşar.

İlk örnek geliştirme amaçlı deneme planı olarak yapılabilir. Uzun uzun düşünüp tartışılması gerekiyor elbette. Önemli olan başlamadan önce bolca tartışmak, projeyi geliştirmek, ilk örneklerin bolca hata içerebileceğini öngörmek. Ama ciddiye alınması gerekli bir çözüm.

İlkini zengin bir hayırseverin yapabileceğini sanıyorum.

Dünya nüfusunun örneğin %95' i yüzer kentlerde keyifle yaşayabilir. Bol hava, güneş, deniz.. Geri kalan % 5 de karada yaban hayatı yaşayabilir. Yüzer kentten karaya çıkmak isteyenler özel eğitimler alarak kara deneyimi yaşamak isteyebilir...

Bu konuda çalışmak isterim.

08/11/2017 - Manisa

----------------------------------------

Bugün bir arkadaşımın Facebook' ta yaptığı yorumu izleyip (Venüs projesine dahil olmamı önermişti) Venüs projesini araştırdım. Oldukça beğendim ve tarımcı uzman olarak gönüllü başvurusu yaptım.

Şu linkten Venüs projesinin Türkçe on-line kitabını indirip okuyabilirsiniz:

http://www.files.thevenusproject.com/hotlink-ok/designing_the_future_ebook/Designing%20The%20Future%20-%20Turkish.pdf

Bu arada "bina kent-yüzer kent" fikri ile ilgili bahsetmem gereken önemli bir konu var:

Önemli not: Bu fikri ilk bulan kişi elbette ben değilim. 3 yıl kadar önce bina kent fikrini Dünya' nın sorunlarına ekolojik çözüm fikirleri içerikli bir belgeselde seyretmiştim. Zengin bir işadamı böyle dev bir bina yapma hayali kurmuş ve bu konuda araştırmalar yapmaya başlamıştı. Ben bu fikri uzun süre düşündüm ve olası bir uygulama modelini önerdim.

Bu konuda internette yaptığım aramalarda belgeselde bahsedilen projeye ulaşamadım. En yakın diyebileceğim "The Gate Residence" adlı bir projeyi buldum. Belçikalı mimar Vincent Callebaut tarafından tasarlanan binada 1000 daire olacakmış. Jeotermal serinletme, rüzgar kapanları, güneş panelleri, güneş ısıtma bacaları ve rüzgar türbinleri olacakmış. Tüm kompleks 450 dönüm alanı kaplayacakmış ve 2019' da tamamlanması bekleniyormuş.

Oysa benim önerdiğim fikir bu ve bunun gibi bir yaklaşımdan oldukça farklı. Daha detaylı tanımlamam gerekirse 5N 1K ile anlatmaya çalışayım:

FİKRİN 5N 1K'SI

1- NE:

Buna göre temelde toprak, arazi üzerine yerleşim alanları kurmak sonucu, özellikle modern yapı teknikleri ve ekonomik zorunluluklar dolayısı ile toprakların üzeri kapatılıyor. Çeşitli ihtiyaçları karşılamak için birimler arasında uzun mesafeler oluyor. Ayrıca tüm bu faaliyetler havası kirlenmiş ve kontrol edilemeyen şehirlerde oluyor. Yani ortalama bir şehir insanı gün içerisinde uzun süre seyahatler etmek ve bu arada kötü hava solumak zorunda. Ayrıca gün ışığından da bir çok yapının ışığı engellemesi sebebiyle yararlanamamakta.

İyi planlanmış büyük bir yapı ile üçüncü boyut etkin olarak kullanılabilir. Yani insanlar-canlılar sadece yatay düzlemde değil dikey olarak da yaşayabilirler. Tüm ihtiyaçların içerisinde üretilebileceği-karşılanabileceği (evler, ofisler, okullar vs..) dev bir yapıda sadece bisiklet, yürüyüş vs ile kolayca ulaşım sağlanabilir. İyi planlama ile gerekli tüm enerji alternatif yollarla üretilebilir. İnsanlar gün ışığına daha kolay ulaşabilir. Hava kontrollü ve sağlıklı olarak alınıp kullanılabilir.

Bu yapı böyle bir kendi kendine yeterlilik ile işleyebilirse illa ki karada da olmak zorunda değil. Denizde veya havada da konuşlanabilir. Denizde devasa bir yumurta gibi yapılanmış böyle bir bünyede yaşamak oldukça keyifli olurdu. Sallantılara-fırtınalara karşı çiftli küre sistemi (benmari usulü ısıtma-soğutma yapar gibi yüzer bina içi ek su dolu bir yapı içerir ve yaşam alanı burada sallantıdan bağımsızlaşabilir) ve çeşitli çözümler bulunabilir. Bu konuda teknik sorunlara takılmak gereksizdir, teknik sorunlar çözülür. Önemli olan ana konulardır.

2- NEDEN:

Günümüz metropol insanları için temiz hava, temiz su, konforlu yaşam alanları bulmak zor. Enerji üretimi ve tüketimi verimsiz ve doğaya zarar verici. İnsan nüfusu kontrolsüzce artıyor ancak mutluluk azalıyor. İnsanlar çoğalıp Dünya' yı acımasızca sömürmeye devam ettikçe hiç günahı olmayan diğer canlılara yaşam alanı kalmıyor. Bizler akıllı varlıklar olarak ihtiyaçlarımıza uygun tasarlanmış dev konteynırlarımızda, gerek suda, gerek havada mutlu mesut yaşayabiliriz. Ve bu arada Dünya/doğal yaşam kendini tedavi eder. Asfalt yollar, devasa binalar, çöplükler, plastik yığınları, dev tesisler belirli bir plan dahilinde doğal ormanlara dönüştürülür. Dünya yaşanabilir bir yer haline gelir.

3- NEREDE:

Daha önce de bahsettiğim gibi suda (okyanuslarda) ve teknoloji geliştikçe havada olabilir.

Tabi ilk prototipler karada olmalı sanıyorum. Bunlarda deneme işletimleri yapılarak sürekli geliştirmeler gerçekleştirilir. Kendine yeterlilik sağlayacak ilk kaynakların yapısı belirlenir (kaç kişi, ne özelliklerde, özel durumlarda neler olur, hukuki işler vs.). İlk deneme yapıları kendine kendine yeterliliğe sahip olamayacağı için geliştirme kaynaklarına en yakın bir yerde yapılmalıdır. Tahminen şehirlerde. Dolayısı ile güneş, temiz su, temiz hava gibi imkanlara ulaşması daha zor olacaktır.

Ancak kendine yeterliliğin sağlandığı gelişmiş prototipler Dünya' nın en bakir alanlarında (Suda büyük okyanusta bir yer-gezebilir-, havada yağmur ormanlarının 500-1000 metre yukarısı vb.) konuşlandırılabilir.

4- KİM:

Bu proje Venüs projesi gibi Dünya' nın mevcut durumu ve geleceğine dair endişe duyanlar ve bu konuda bir şeyler yapmak isteyenlerin içerisinde olmak isteyeceği uluslararası bir organizasyon-toplaşma/yardımlaşma ile yapılmalı.

Elon Musk gibi bir yatırımcı tüm projeyi finanse edebilir. Ya da finansör bulmak için ayrı bir proje geliştirilebilir.

5- NASIL

Araştırma süresince sürdürülebilirliği hayatının amaçları arasına koymuş kişiler bu bina-yaşam merkezlerinde yaşamaya gönüllü olabilir. Sonuçta üretilen işin de bünyede tüketileceği bir yapılanma hedefleniyor. Tahminen herkesin günde toplum ve kendisi için zorunlu olarak 2-4 saat kadar (ya da daha az) çalışması gerekebileceğini tahmin ediyorum. Elbette isteyen daha fazla çalışabilir. Geri kalan zaman aile, arkadaşlar, hobiler/kişisel gelişim, bilim-spor-sanat için kullanılabilir.

Bu nasıl kısmını da yukarıda kısmen açıklamaya çalıştım. Ancak 5N 1K' da nasıl sorusunun cevabı bir ekip ile verilmeye çalışılmalı diye düşünüyorum.

Düşündükçe yeni eklemeler yapmayı umuyorum.

Hakan Ozan Erzincanlı, 10 Kasım 2017, Manisa

 

 

anasayfa

tarimsal.com@gmail.com